İngiltere’deki yetişkinlerle yapılan yeni bir ankette, iklim değişikliği ve artan jeopolitik istikrarsızlık ortamında hükümetlerin vatandaşları afetlere hazırlanmaya çağırmasıyla birlikte, insanların acil durum çantasına (go-bag) koymayı tercih ettiği eşyalar arasında çocukluğundan kalma peluş ayının da bulunduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, çoğu insanın önerilen temel ihtiyaçların yarısından azına sahip olduğunu ve yalnızca 1.000 kişiden dördünün kendilerini tamamen hazırlıklı gördüğünü belirtti.
Anket sonuçları, pratik eşyalara odaklanmanın afet sonrası duygusal yükü atlatmada insanların gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu yakalayamayabileceğini gösteriyor. Katılımcılar, kriz sırasında kendileriyle birlikte alacakları kişisel eşyaların sonrasındaki iyi oluşları için kritik olduğunu ifade etti ve mücevher, aile fotoğrafları ve çocukluğa ait nesneler gibi manevi değeri yüksek eşyaları yanlarında bulundurmaya güçlü bir istek gösterdi.
Anket neyi ortaya koydu?
Araştırmacılar, 1.000 İngiliz yetişkinle Nisan 2026’da anket yaptıklarını ve insanların ani kriz veya afetlere ne kadar hazırlıklı olduğunu anlamak istediklerini anlattılar. Bulgularına göre çoğu kişi, İngiltere hükümetinin ve ABD’nin Federal Acil Durum Yönetim Kurumu’nun (FEMA) önerdiği temel ihtiyaçların yarısından azına sahip. Anket katılımcılarından yalnızca dördü kendini tamamen hazırlıklı olarak nitelendirdi.
Bu bulgular, 10.536 yetişkinle yürütülen 2025 İngiltere Risk Algısı, Dayanıklılık ve Hazırlık Anketinin sonuçlarını yansıtıyor; söz konusu ankette katılımcıların yalnızca yüzde 13’ü kendini büyük ölçüde veya tamamen hazırlıklı hissetmişti.
Neden peluş ayı?
Araştırmacılar, psikolojide “genişletilmiş benlik” (extended self theory) olarak adlandırılan kavmin, bu tür eşyaların günlük yaşamda ve kriz sırasında neden bu kadar önemli olduğunu açıkladığını belirtti. Bu kuram, benliğin hassas olduğunu ve sürekli olarak çevremizle olan bağlantılarımız üzerinden inşa edilip sürdürüldüğünü öne sürüyor.
Bu açıdan bakıldığında, etrafımızı saran şeyler yalnızca pratik işlevleri yerine getirmiyor; kim olduğumuuzu inşâ edip dengelememize ve anlamlandırmamıza yardımcı oluyor. Bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde mülklerimiz, kim olduğumuzun bir parçasına dönüşüyor.
“Çocukluğa ait peluş ayım. O bana mezarımda eşlik edecek. Onun dışında pek bir şey önem taşımıyor.”
Anket katılımcısı
Çocukluğa ait bir peluş ayı, dolayısıyla kim olduğumuzdan, nereden geldiğimizden ve kimi sevdiğimizden bahseden anılar ve duygularla yüklü bir mülk haline geliyor. Nesneler, zaman ve mekân içinde benliğin sürekliliğini güçlendirebiliyor.


Güçlü bir benlik algısı dayanıklılığı artırıyor
Araştırmacılar, güçlü bir benlik hissinin kriz dönemlerinde faydalı olabileceğini vurguladı. Eğer böyle bir döneme yerleşik ve tutarlı bir kimlikle girersek, bu psikolojik bir çapa işlevi görüyor. Güçlü bir kimlik, zorlu bir durumda başa çıkmamıza yardımcı oluyor ve olumsuz deneyler hakkında sürekli düşünmemiz (müracaat) ihtimalini azaltıyor.
Araştırmalar, afet öncesi dönemlere ait eşyalarla bağ kurma yeteneğimizün, acil durum sonrası psikolojik başa çıkma ve toparlanma yeteneğimizle ilişkili olduğunu da gösteriyor. Bu nedenle afette fotoğraflar gibi manevi değeri yüksek eşyaları kurtarmak, anı ve kimliğimizi korumaya ve yeniden inşâ etmeye yardımcı olabilir.
Etrafımızdaki her şey yıkıldığında, değerli bir eşya bize biraz normalilik hissi sürdürmede yardım edebilir. Belki de bu yüzden 2011 Japonya tsunamisinden sağ çıkanlar, aile fotoğraflarının kaybını en büyük duygusal kayıplarından biri olarak tanımladı.
Manni değerli eşyalar, hedeflerimize ulaşabileceğimiz inancımızı koruyabilir veya hatta geliştirebilir. Psikologlar buna “öz-yeterlilik” (self-efficacy) diyor ve araştırmalar, öz-yeterliliğin yüksek düzeyde olmasıyla afetlere hazırlık ve sonrasında başa çıkma arasındaki ilişkinin güçlü olduğunu gösteriyor; özellikle engelli gibi hassas gruplarda bu durum daha belirgin.
Araştırmacıların analizi, öz-yeterliliklerini daha yüksek olarak değerlendiren insanların, İngiltere’nin “Hazırlan” (Prepare) girişiminin önerdiği eşya ve bilgi miktarının daha fazlasına sahip olduğunu belirttiğini aktardı.
Eşyalar toplulukları da yeniden inşa ediyor
Manni değerli eşyalar, aynı zamanda toplulukların yeniden inşâsına da yardımcı olabiliyor. Afetten önceki miras kalan ve anlamlı günlük eşyalar, sonrasında anlatım noktaları haline geliyor.
Bunlar; çocukluğa ait bir peluş ayı, vefat eden annenin yüzük taşı ya da ilk buluşmadan kalma bir bira altlığı olsun, bu eşyalar yalnızca “şey” değil. Başka birçok şeyin belirsiz olduğu bir ortamda, kim olduğumuzdu hatırlatan küçük nesneler, yanımızla alabileceğimiz en değerli eşyalardan bazıları olabilir.
