Güney Avustralya’nın bölge şehri Whyalla ve krize giren çelik fabrikasında bu hafta sarsıcı bir gelişme yaşandı. İdareci firma KordaMentha ile Güney Avustralya Başkanı Peter Malinauskas, çelik fabrikasının yüksek fırınının yeniden işletilmesine yönelik tüm girişimlerden vazgeçileceğini ortak olarak açıkladı.
Açıklamanın ardından en az 500 işçinin işini kaybedeceği, ayrıca işe alım firmaları aracılığıyla çalışan 100 kişinin istihdamının belirsizliğe düştüğü belirtildi. Üstelik fabrikaya yerleştirilmiş yaklaşık 200 müteahhit çalışanın geleceği ise tam olarak netleşmedi. Yüksek fırının kapanmasının çelik fabrikasının tamamen kapanması anlamına gelmediği; ilk çeliğin üretiminin durdurulduğu ancak madencilik ve çelik haddeciliği gibi diğer faaliyetlerin sürdüğü vurgulandı.
Kasabanın geleceğine dair derin belirsizlik
Çelikle örülü bir yaşamın ortasında yaşayan 21.000’den fazla nüfusa sahip Whyalla’da iş gücünün %12,8’i demir eritme ve çelik üretiminde çalışıyor. Bu nedenle yüksek fırının durması, kasabanın kendisine dair sorularını da beraberinde getiriyor: İşletmeler hayatta kalabilecek mi? Aileler burada mı kalacak? Gençlerin buraya dair bir gelecek görüp görmeyeceği?
Kasaba halkından gelen ilk tepkiler bu kaygıyı gözler önüne serdi. Bazı yerliler Whyalla’nın bir “hayalet kasabaya” dönüşebileceğine dair endişelerini dile getirdi.
Sanalmiş bir gelecek için yas
Bu etkilerin yalnızca çelik fabrikası gerçekten kapanınca ortaya çıktığını varsaymak doğru değil. Şimdi Whyalla’da yaşanan belirsizliğin kendisi bile sonuçları var. Bir sanayi kolu bir yerle bu kadar iç içe geçtiğinde, onun geleceğine dair belirsizlik insanların “ev” deneyimini değiştiriyor; geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki tanıdık ilişki bozuluyor.
Araştırmalarımda, bir yerde hayal edilen ama artık belirsiz veya imkânsız görülen bir gelecek için yaşanan yas duygusunun nasıl ortaya çıktığını inceliyorum. Geleceğe dair derin belirsizlikle yaşayan insanlar, bazen şimdiye bağlanamama noktasına gelebiliyor.
Evinde yerinden edilmiş hissetmek
Bunu Yeni Güney Galler’deki küçük kırsal topluluk Wollar’ın sakinleriyle yaptığım araştırmada gördüm. Açık ocak kömür madenciliğinin genişlemesiyle buranın geleneksel ekonomisi ve sosyal yapısı parçalandı. Mülkler satın alındı, insanlar ayrıldı ve geçim kaynakları tahrip edildi. Okul, dükkan, fidelik ve kiliseler kapandı; geride kalanlarda ise “ev” olarak adlandırdıkları yerin geleceğine dair derin bir belirsizlik oluştu.

Geride kalanlar hayatlarını ertelediklerini, evi ve yeri inşa eden sürdürdüğü günlük pratiklerden kopuklaştıklarını anlattılar. Yerlilerden biri bana şunları söyledi:
“Kendini erteliyorsun, tıpkı benim yaptığım gibi. Sydney’de annemle babam öldükten ve bir miktar miras aldıktan sonra evi tamir ederdim, boyardım ve o parayla işleri hederdim; ama artık çok korkuyorum bunu yapmaktan. Yeni bahçeler bile ekmedim. Uzun süre kendini erteliyorsun.”
Wollar sakini
Evinin geleceğine dair söz sahibi olamayan, hükümet ve sanayi gibi dış aktörlerin kararlarına bağımlı hale gelen insanlar için kimlik, ev ve yer hakkındaki sorular belirsizleşebiliyor. Bu hem bireysel hem de toplu refah açısından sonuçlar doğurabiliyor.
Işini kaybedenler ayrıldıkça başka ekonomik faaliyetler azalabilir; yeri ayakta tutan sosyal ağlar ve sosyal altyapı dağılabilir. Nübus kaybı da hizmetlerin ve ekonomik etkinin sürdürülmesini zorlaştırarak bir gerileme döngüsü yaratabilir. Sanayi kasabalarının “hayalet kasaba”ya dönüşüne dair kaygının temeli de işte bu olasılıktır.
“Belirsizlikte” yaşayanlara destek
Oysa desteğin yalnızca işini kaybeden işçilere odaklanması yeterli değil. İşini kaybedenler için eğitim, maddi yardım ve ruh sağlığı desteği şarttır; ancak ekonomik kopuşun daha geniş etkilerini tanıyan ve buna yanıt veren bir “tüm topluluk” yaklaşımı da gereklidir.
Çelik üretimi Whyalla’ya dönebilir. Ancak ne olursa olsun önünde uzun bir yol olabilir ve ara yıllar önemli. Belirsizlik içinde yaşamak, yalnızca istihdam değil, aynı zamanda Whatalla’nın bir yer olarak ne olduğu ve orada yaşayanların geleceği hakkındaki soruları da yeniden şekillendirebiliyor.
Bu anda sosyal altyapıya yatırım yapmak, hizmetleri ve yerel kurumları korumak ve halkın önümüzdeki aşamaya dair kararlara gerçek anlamda katılabilmesi için özgün fırsatlar yaratmak kritik önem taşıyor. İnsanların yere bağlanmaları geçiş süresince desteklenmeli; bir yerde gelecek umudu ve imkânı, sonraki aşamanın sağlam temelleri olmalı.
Başarılı bir geçişin ölçütü çelik üretiminin geri dönüp dönmemesiyle değil, bu sırada topluluğa ne olduğuyla ve Whatalla halkının kendilerini içinde bulup bulamadıklarıyla o yerin geleceğine yön verebilmeleriyle ölçülmelidir.
