Danimarka ve İngiltere gibi iki ülke, futbol kültüründe alkol ve kumarın ne kadar derinden yerleştiğini karşılaştırarak bu alışkanlıkların halk sağlığı üzerindeki etkilerini inceliyor. Kamu sağlığı alanında çalışan araştırmacılar, lig sezonunun yoğun geçtiği bir hafta sonu boyunca taraftarların karşılaşmalara eşlik ederken saatte 54’e kadar çıkabilen kumar reklamlarına maruz kaldığını; bu davranış kalıplarının ise tesadüfen ortaya çıkmadığını vurguluyor.
Premier Lig’in yeni sezonunun iyi bir şekilde ilerlediği bugünlerde, pek çok futbol taraftarı için bu durum kalabalık publar, arkadaşlarıyla içtiği biralar ve sevdiği takımlara bahis oynamak anlamına geliyor. Bu ritüeller çoğu zaman maçın doğal bir parçası gibi hissettiriyor; ancak alkol ve kumarın futbulla kurduğu yakın ilişki tesadüfli bir gelişme değil.
Sporun içinde erimiş devasa bir maruz kalma
Bu maruz kalmanın boyutu dikkat çekici. Premier Lig sezonu kapsamında yoğun geçen bir hafta sonunda, bir izleyici maç süresi boyunca saatte 54’e kadar çıkabilen pro-kumar mesajlarına ve toplamda 27 bin kumar mesajına tanık olabiliyor.
Bu tabloda alkol ve kumar endüstrilerinin sponsorluk anlaşmaları, reklam kampanyaları ticari ortaklıklar sayesinde sporun kendisiyle ayrılmaz bir parçası haline geldiği vurgulanıyor. Onlarca yılı kapsayan bu süreç, içki içmeyi ve bahis oynamayı futbol deneyiminin doğal bir parçası olarak algılanmasını sağlamış durumda.
Bu metin, İngiltere’deki The Conversation ile Danimarka’nın Videnskab.dk platformunun ortaklaşa ürettiği bir serinin parçasını oluşturuyor. Hastaneler ve tıbbi tedavilerin ötesine geçen bu seri, bisiklet kullanımı, alkol eşitsizlik, sağlık hizmeti ve günlük alışkanlıklar gibi konular aracılığıyla kültürün, politikanın ve toplumun insanların nasıl yaşadığını ve ne kadar sağlıklı olduğunu nasıl şekillendirdiğini araştırıyor.
Karşılaştırmalı bir bakış
Danimarka ve İngiltere, politika ve refah devleti konusundaki kararları nedeniyle genellikle oldukça farklı ülkeler olarak görülüyor. Ancak iki ülke de alkol ve kumar endüstrilerinin futbol deneyiminin son derece görünür parçaları haline gelmesine izin vermiş durumda.
Bu durumun önem taşımasının nedeni, alkol ve kumarın ciddi zararlara yol açması. Alkol, önlenebilir erken ölüm nedenlerinin başında geliyor. 2023 yılına ait rakamlar, iki ülkede toplamda yaklaşık 23 bin 600 kişinin alkol kaynaklı sebeplerle hayatını kaybettiğini gösteriyor.
Kumar spor bahisleri de dahil olmak üzere ciddi mali sorunlara yol açabiliyor ve insanların sağlığını, iyi oluşunu ile ilişkilerini etkileyebiliyor. Araştırmalar, Danimarkalıların yaklaşık yüzde ikisinin ve İngilizlerin yüzde üçünün problem kumar yaşadığını ortaya koyuyor.

Gevşek düzenlemeler
Buna rağmen iki ülke de nispeten gevşek bir düzenleme yaklaşımı benimsiyor. Ülkeler arası karşılaştırmada Danimarka’nın, yasal alkol kontrolü konusunda 18 Avrupa ülkesinin en alt sıralarında beşlisinde yer aldığı tespit edildi. Alkollü içecekler ucuz ve yaygın olarak ulaşılabilir durumda olup, alkol reklamcılığına yalnızca sınırlı kısıtlamalar getirilmiş.
Ingliltere daha iyi bir performans gösteriyor; alkolsük satışları için daha yüksek fiyatlar ve sıkı lisans kuralları uygulanıyor. Ancak alkol reklamları ve tanıtımı yine de günlük hayatın ve sporun derinlerinde yer alıyor.

Kumar düzenlemeleri konusunda benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Danimarka, kumar düzenlemelerinde özellikle pazarın 2012 yılında daha fazla özel rekabete açıldığından bu yana, diğer birçok Nordik ülkesine kıyasla daha liberale bir yaklaşım benimsemiş durumda.
Reklam kuralları çoğunlukla reklamların içeriğine odaklanıyor. Örneğin şirketlerin kumarı mali sorunlara çözüm olarak sunmasının ya da doğrudan çocukları hedef almasının önüne geçilmesi, pazarlama maruz kalmasının genel hacmini sınırlamak yerine bu konuya yöneliyor.
Ingliltere’de ise kumar düzenlemeleri, aşırı ölçüde bireysel sorumluluğa vurgu yapması nedeniyle eleştirildi. Bu çerçevede İngiltere’nin kumar politikasının kumar zararlarını önlemekten çok kumar endüstrisini koruduğu iddia ediliyor.
‘Bireysel sorumluluk’ dili
Bu ‘sorumluluk’ dili iki endüstriyi de saran bir unsur. 2000’lerin ortasından bu yana İngiltere’deki kumar kampanyaları insanların “kumar hakkında bilinçli olmasını” ve “eğlence bittiğinde durmasını” teşvik ederken, içicilere her iki ülkede de “sorumlu şekilde için” benzeri tavsiyeler veriliyor.
Ancak bu endüstriler kârlarları için yüksek tüketim düzeyine yoğun biçimde bağımlı. İngiltere’de örneğin önerilen limitlerin üzerinde tüketenler, alkolsük satışlarının neredeyse yüzde 70’ini oluşturuyor.

Kumar için durum daha da kötü – online bahis kârlarının yüzde 86’sı yalnızca müşterilerin yüzde 5’inден geliyor.
Ancak işlerin değişmeye başladığına dair işaretler var. 1990’ların ortasında Premier Lig’deki altı kulüp alkolsük markalar tarafından sponsorlanırken, bugün böyle bir durum yok ve alkolsük sponsorluğu ligden tamamen kaybolmuş durumda.
Kumar forma sponsorluğunun da Premier Lig’de 2026-2027 sezonundan itibaren kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Danimarka benzer şekilde kumar reklamcılığı düzenlemesini sıkılaştıracak yeni kurallar getiriyor; bu çerçevede maçtan on dakika önce, maç sırasında ve maçtan sonra on dakikayı kapsayan bir “maçtan maça” reklam yasağı öngörülüyor.
Bu değişiklikler birlikte alındığında, ‘bireysel sorumluluk’ mesajlarının sürekli reklamlar ve kârlarının çoğunu aşırı kullanımdan elde eden endüstrilerle uyumsuz bir biçimde yan yana geldiğine dair artan bir farkındalığı yansıtıyor.
Daha geniş ölçekte bu durum önemli bir halk sağlığı sorusunu da gündeme getiriyor: Kişisel seçim olarak adlandırdığımız şeylerin ne kadarı, çevremizdeki ticari ortamlar tarafından şekillendiriliyor?
Bu seri, makalelerin İngilizce ve Danca yayınlandığı Videnskab.dk ile The Conversation arasındaki bir ortaklığın parçası olarak hazırlanmıştır.
