İçeriğe geç
4 Ekim 2026, Pazar
İstanbul 16° BIST 13.268,80 USD 48,83 EUR 55,72
Editör masası Forum

Acil Durumda Kime Güveniyorsunuz: Uzmanlar “Bilgi Açığı”nın Kaynağını Araştırdı

Belçika, Almanya, Polonya ve ABD'nin Florida eyaletinde 2024 yılında büyük hava felaketleriyle karşılaşan bölgelerde yaşayan yaklaşık 900 kişiyle yapılan...

Son güncelleme: 4 Ekim 2026, 02:56
Yayın:

Belçika, Almanya, Polonya ve ABD’nin Florida eyaletinde 2024 yılında büyük hava felaketleriyle karşılaşan bölgelerde yaşayan yaklaşık 900 kişiyle yapılan araştırmada, halkın acil durumlarda bilgiye yeterince ulaşabileceğini düşünse de asıl sorunun kaynağın güvenilirliği olduğu tespit edildi. İklim ve sağlık bilgisi araştırucuları, bu ülkelerdeki sel felaketlerinin doğal deney alanları olduğunu belirterek, insanların selden beklediği ile gerçekte yaşadığı bilgi arasındaki boşluğu ölçen yeni bir anket aracını geliştiklerini açıkladı.

Araştırmacılar, erken uyarı sistemlerine milyonlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor olsa da tek bir kişinin telefon çağrısının bile yüzlerce hayatı kurtarabileceğini vurguladı. Pakistan’da yaşayan otuz yaşındaki Abuzar Hussain’in Ağustos 2025’te Shijar köyüne doğru ilerleyen buzul selini fark edip, cep telefonu sinyalinin ulaştığı yüksek bir noktadan köye ulaşarak caminin sesli sistemle uyarı yaymasını sağladığı örnek verildi. Bu tek çağrıyla yüzlerce hayatın kurtarıldığı belirtildi.

Bilgi Açığının Ölçülmesi

Araştırmacılar, bilgi açığını dört farklı boyutta ölçtü: İnsanların ne kadar bilgi aldığı, bilginin doğruluğu, bilginin nereden geldiği ve bilginin kendilerine nasıl ulaştığı. Anketlerde katılımcılardan idealde sahip olmaları gereken bilgi miktarıyla gerçekten aldıkları bilgiyi; bekledikleri doğrulukla hissettikleri doğruluğu; güvendikleri kaynaklarla duyduları kaynakları; tercih ettikleri iletişim kanallarıyla erişebildikleri kanalları karşılaştırmaları istendi.

Bu yanıtlardan hesaplanan “bilgi açığı puanları”, ideal acil durum uyarısıyla gerçekten alınan bilgi arasındaki farkı yansıtıyor. Puanlar, alınan bilginin miktarı ve kalitesi, bilginin kaynağı ile ulaştığı iletişim kanalı açısından değerlendirildi. İdeal ile alınan değerler arasındaki fark ne kadar büyükse, açıklar da o kadar geniş oluyor.

Güvenilirlik: Mesajın Kaynağı

Neredeyse 900 katılımcıdan elde edilen bulgular umulmadık bir şekilde ortaya çıktı. Dört ülkede de insanlar hava felaketleriyle ilgili yeterli bilgi aldıklarını belirtti. Sorun bilginin miktarında değil, kimden geldiğinde ve kendilerine nasıl ulaştığında yatıyordu.

Araştırmacılar, sel gibi hayat değiştirici kararların hızlıca verilmesi gereken afetlerde bilgi kaynakları ile halk arasındaki ilişkilerin özellikle kırılgan hale geldiğini vurguladı. Bu durumun bir örneği olarak Nepal-Tibet sınırında Ağustos 2026’da yaşanan felaket verildi; bu olayda ani sel köyleri ve yolları yok ederken bininden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Bilgi açıklarının ölçülmesi, tespit edilmesi ve ortadan kaldırılması, afetler sırasında dezenformasyon salgınlarının riskini azaltmaya yardımcı olmalıdır. Afetler bu tür salgınlara karşı özellikle savunmasızdır.

Araştırmacıların değerlendirmesi

Güçlü rüzgarlar ve su baskınları, acil durum ekiplerinin duruma dair önemli güncellemeleri haber veya sosyal medya yoluyla halkla paylaşmasını imkânsız kılan telekomünikasyon ve ulaşım altyapısına zarar verebiliyor. Bu arada, acil durum malzemeleri gibi konularda yanlış bilgiler yayılmaya başlayabiliyor ve bazı topluluklar kendilerini ihmal edildi hissedebiliyor; bu da sosyal hoşnutsuzluğun tohumlarını ekebiliyor.

BayHaber sitesini Google’da tercih edilen kaynak olarak seç

Bilginin Neden Yetersiz Kaldığı

Son on yılda, özellikle COVID-19 pandeminden sonra dezenformasyonla mücadele ve takibi konusundaka araştırmalar arttı. Bazı çalışmalar, dezenformasyon salgınlarının genellikle resmi kanallardan gelen bilgi boşluğuyla başladığını öne sürüyor.

Olası açıklamalardan biri, tehlikeye dair belirsizlik ve eksik bilginin, alternatif teorilerin ortaya çıkması için verimli bir zemin oluşturması. Bu teoriler yaygınlık kazandığında tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor. Resmi kanalların boşluğunun, pandemi sırasında dezenformasyonun artmasıyla ilişkili olabileceğine dair hakem sürecinden geçmemiş ön araştırma bulguları bulundu.

Başka araştırucular ise pandemideki sosyal medya konuşmalarını kategorilere ayırarak insanların en çok karıştıkları ya da daha fazla bilgi istedikleri konuları belirlemeye çalıştı. Bu çalışmalar, hangi konularda bilgi açıklarının yaşandığına dair ipuçları sağladı.

Neyin Değişmesi Gerekiyor

Birçok afet planlamacısı, insanların doğru bilgi alamasından endişe ediyor ve öncelikle bilginin miktarı ve kalitesine odaklanıyor. Doğal afetlerin zamanı ve yerine dair doğru bilgi edinmek gerçekten birinci dereceden önemli.

Ancak araştırmalar, bu bilgiyi kimin ilettiğine odaklanmanın da hayati önem taşıdığını gösteriyor. Yüksek düzeyde güvenilecek mesajcıların, bilginin insanlara sıklıkla ve geniş ölçüde ulaşmasını sağlamak için etkin biçimde kullanılması gerekiyor.

Kurumlar, hazırlıktan müdahaleye ve toparlanmaya kadar afetinin tüm aşamalarında bilgi açıklarını sürekli olarak izleyerek harekete geçebilir. Bu, insanların acil durum tavsiyelerine uymasını artırır ve dezenformasyon salgınlarının başlamadan önünü keser.

Araştırmacıların önerisi

Milyonlarca dolarlık erken uyarı sistemlerine yatırım yapmak gerekli ancak yeterli değil. Doğru bilginin, güvenilir kaynaklar aracılığıyla doğru miktar ve uygun anda gönderilmesi gerekiyor; aksi halde halk risk altına giriyor. Bu, acil durum iletişimcilerinin acilen kavraması gereken bir ders.

İlginizi Çekebilir: Mark Carney: Devlet yönetiminin ustası, büyük konuşmacıların kıt olduğu bir çağda →
Kaynak: The Conversation ↗
Forumda sor / tartış
BayHaber Arama

Hangi konuyu araştırıyorsunuz?

En az 3 karakter yazın.

Tüm Bölümler

BayHaber’i keşfedin

Okuma görünümü

BayHaber’i nasıl okumak istersiniz?

Seçiminiz bu tarayıcıda saklanır. İki gazete görünümü görselleri ve sayfa ritmini basılı yayın hissine yaklaştırır.