Çokça duyduğumuz demirin eksikliğinden ziyade vücutta biriken fazlalığının da ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirten araştırmacılar, beslenme alışkanlıklarının demir emilimini etkileyebileceğini ortaya koydu. Son dönemde yapılan kapsayıcı derleme çalışmasında, yazar ve meslektaşları gıda, içecek ve takviyeler konusundaki 40 kaynağı inceledi. Çalışmanın bulguları, diyetin demir emilimini değiştirerek tıbbi tedavinin tamamlayıcısı olabileceğini ancak bu etkinliğin yüklemeye bağlı nedene göre değiştiğini gösteriyor.
Araştırmacılar, aşırı demirin zamanla vücutta birikmesiyle ortaya çıkan “demir yüklemesi”nin karaciğer, kalp ve pankreas gibi organlarda depolanabileceğini vurguladı. Fazla demirin karaciğeri hasarlandırması, kalbin kanı yeterince pompalayamamasını sağlarken, vücudun kan şekerini denetleme yeteneğine zarar vererek diyabete yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Tipolojisi ve Tedavi Yaklaşımı
Doktorlar, demir yüklemesini miras yoluyla geçen “birincil” ve hastalık ya da tedavi sonucu gelişen “ikincil” olarak tanımlıyor. En yaygın miras tipi olan kalıtsal hemokromatoz, vücuda gıda yoluyla aşırı demir emilmesine neden oluyor ve kuzey Avrupa kökenliler arasında daha sık görülüyor. Standart tedavide düzenli kan alımı, yani venesection ya da flebotomi adı verilen bir işlem uygulanıyor.
Bu tür yüklemeye transfüzyon kaynaklı demir yüklemesi de yol açabiliyor. Tekrarlayan kan transfüzyonları sonucunda gelişen bu durumda, kişiye bağışlanan kanın taşıdığı ve vücutta aktif bir atma sistemi bulunmayan demir birikiyor. Tedavide genelde demiri urine ya da dışkı yoluyla atacak şekilde bağlayan demir kellektör adı verilen ilaçlar kullanılıyor. Bu yüklemeye talasemi, yani kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobini etkileyen miraslı durumların da yol açabileceği belirtiliyor.
Çay ve Kahvenin Emilimi Düşürdüğü Bulundu
Kahve polifenoller içeriyor ve öğünlerle birlikte tüketildiğinde demirin emilimini düşürebiliyor. Ancak kanıtın çay için daha güçlü olduğu vurgulanıyor.
Bu tür çalışmalar farklı koşulları ve yaklaşımları, genellikle küçük gruplarda kısa sürelerde ele alıyor. Birçok çalışma demir emilimini ya da kan testi sonuçlarını ölçüyor ancak uzun vadeli sağlığa ya da tedavi ihtiyaçlarına bakmıyor.
Araştırmacılar
Kalıtsal hemokromatoz olan kişilerde siyah çayın bir öğünden demir emilimini düşürdüğü, 18 kişilik küçük klinik denemede görüldü. Her öğünde çay içilen grupla su içen grup arasında bir yıl içinde depolanan demir miktarında yaklaşık üçte biri kadar azlık fark oluşsa da, iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunamadı.
Daha sonra yapılan “çapraz” denemede, 14 yetişkin hem takviyeyi hem de etkisiz bir kapsülü deneyerek siyah çay, kakao ve üzüm suyu özü test edildi. Takviye, tek öğünden non-haem demir emilimini yaklaşık yüzde 40 düşürdü. Ancak çalışma yalnızca bu anlık etkiyi ölçtüğü için, takviyenin demir birikimini yavaşlatıp tedavi ihtiyaçlarını azaltıp azaltmadığını gösteremedi.
Kırmızı Et ve Alkol İçin Uyarılar
Hayvansal kaynaklı hem demiri et, tavuk ve balıkta bulunuyor ve non-haem demire göre daha kolay emiliyor. Kalıtsal hemokromatoz olanlar bu nedenle kırmızı eti özellikle de karaciğer gibi demir açısından zengin organları ılımlı tüketmeye yönlendirilebiliyor.
Alkol ise özel bir endişe kaynağı olarak görülüyor, çünkü alkol ve fazla demir karaciğeri aynı anda hasarlandırabiliyor. En yaygın kalıtsal hemokromatoz formuna sahip 206 kişilik bir çalışmada, günde en az 60 gram saf alkol tüketenlerin yüzde 61’inde ciddi ve kalıcı karaciğer dokusu hasarı tespit edilirken, daha az tüketenlerde bu oran yalnızca yediye indi.
Bu miktar yaklaşık olarak günde 7,5 birim alkol düzeyine denk geliyor ve güvenli bir eşiğin kabul edilmesinden söz edilmemeli. Düzenli içenlerin haftada 14 birimi aşmaması öneriliyor; karaciğer hasarı olanlar ise tamamen alkol tüketmemesi konusunda yönlendirilebiliyor.
Kanıtların Sınırları ve Uygulanacak Tavsiyeler
Araştırmacılar, mevcut kanıtların tek bir “demir yüklemesi diyeti”ne destek vermediğini açıkça belirtti. Kapsayıcı derleme niteliğindeki çalışma, mevcut araştırmaları haritalandırdı ancak her kaynağın kalitesini resmi olarak değerlendirmeden ya da sayısal sonuçları birleştirerek genel bir etki hesaplamadan durdu.
Dolayısıyla diyet değişikliklerinin kan alımının sıklığını güvenilir biçimde azalttığını ya da demir atıcı ilaçların kullanımını düşürdüğünü söylemek mümkün değil. Kalıtsal hemokromatoz olanlar için mevcut yönerge, reçetesiz demir ve C vitamini takviyelerinden kaçınmayı, alkolü ve sık kırmızı et tüketimini sınırlamayı öneriyor.
Tedaviye bağımlı beta-talasemisi olanlar için, transfüzyon ihtiyaçları ve vitamin ya da mineral eksiklikleri göz önüne alınarak kişiye özel tavsiyeler gerekiyor. Demir yüklemesi tanısı alan herkesin diyet değişikliklerini ve takviyeleri doktoruyla ya da uzman bir diyetisyenle görüşmesi bekleniyor.
Diyet tedaviyi destekleyebilir ancak onu güvenli biçimde değiştiremez. Bu nedenle beslenme düzeninde yapılacak her değişikliğin, hastanın durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği araştırmacıların ortak vurgusu arasında yer alıyor.
[…] Çekebilir: Demir Yükleme Hastalığında Beslenmenin Rolü: Çay, Kahve ve Alkolün Emilime Etkisi Araştırma… Kaynak: The Conversation […]