Sosyal medyada kortizole dair olumsuz bilgilerle karşılaşmak mümkün. Bu horminin yüzünüze, karnınıza, uykunuza, cildinize ve en önemlisi kısırlığa neden olduğu yönünde konuşulanlar var.
Bu hormonla mücadele etmek için bir o kadar da ürün mevcut: kortizol maskeleri, kortizol diyetleri, kortizol saatleri ve kortizoli baskılayan takviyeler…

Ancak kortizole dair bu yaygın görüş, test edilmemiş bir varsayıma dayanıyor. Yeni yapılan bir derleme çalışması, bu varsayımın hatalı olduğunu gösteriyor; aslında kortizol sağlıklı üremeyi destekleyebilir.
Hayat için kritik olan bu hormonun vücuttaki neredeyse her hücreyi etkiledigi ve sirkadiyen ritim, metabolizma ile bağışıklık işlevi gibi birçok temel fizyolojik süreci düzenlediği biliniyor.
Kortizole dair olumlu-olumsuz durumun nasıl ortaya çıktığı, horminin salınım desenine bağlı. Sosyal medya kortizoldeki bir “patlamayı” her zaman kötü olarak sunarken, tam zamanlı artışlar vücut için gerekli bir sinyal olabilir; örneğin uyanma sürecini başlatabilir.
100 yıldan az bir süre önce keşfedilen kortizol, biyolojide nispeten yeni sayılır. O dönemde araştırmacıların kandaki doğal kortizol seviyelerini ölçecek güvenilir bir yöntemi yoktu; bunun yerine sentetik kortizol üretip enjekte ederek etkilerini gözlemişlerdi.
Üreme üzerindeki etkilere dair çalışmaların çoğu sentetik kortizol injeksiyonları kullanmış. Ancak vücut, sentetik hormonları doğal olanlarla her zaman aynı şekilde metabolize etmiyor.
Ayrıca bu enjeksyonlar, normal hormon desenleri bilinmeden yapıldı. Kortizol başlarda stres ile ilişkilendirildiği için fizyolojinin diğer alanlarındaki rolü görmezden gelindi. Üreme evreleri boyunca kortizol desenlerine dair gerçek veri olmadan araştırmacılar, horminin yalnızca bir stresörle patlamadıkça düşük kaldığını varsaydı.
Bir sistemi anlamadan müdahale etmek sonuçların yorumlanmasını zorlaştırır. Yüksek doz sentetik kortizol enjekte edip kısırlığın kötü olduğunu söylemek; akşam yemeğine bir kesme aletiyle yaklaşup ısıyı yiyeceğe zararlı bulmak gibi bir durum oluşturur.
Bu bağlamda büyük ölçekli bir sistematik derleme gerçekleştirildi: memeliler, kuşlar, sürüngenler, Amphibian’lar ve balıkları kapsayan hayvanlar aleminden çalışmalar tarandı. Yumurtlama döngüsü boyunca kortizol desenlerine dair herhangi bir bilgi aranmış.
Çoğu çalışma doğal kortizol desenlerini dikkate almamış. Yaklaşık 3.000 çalışmanın incelendiği bu derlemede yalnızca 68’i farklı üreme evrelerinde doğal kortizol seviyelerine dair veri bildirmiş.
Ancak bu çalışmaların %73’ü sağlıklı yumurtlama döngüsü sırasında kortizolda anlamlı bir değişim raporlamış Türler arasında kortizol seviyeleri çoğunlukla ovülasyon döneminde artmış.
Sonuçlar, dolaşımdaki kortizoldeki artışların ovülasyon gibi üremenin anahtar olaylarını yönlendirmede önemli rol oynayabileceğini gösteriyor.
Bu bulgu, kortizolin üreme ve kısırlıktaki rolüne dair önceki çalışmaların yorumlanmasını değiştiriyor. Büyük ve tam zamanlı olmayan sentetik kortizol dozlarının üremeyi baskılaması, yalnızca kortizolin “kötü” olması değil; bu müdahalelerin vücudun normal kortizol sinyallerini bozmasından kaynaklanıyor olabilir.
Doğal kortizol, ince ayar edilmiş fizyolojik talimatlar seti iletmeye çalışırken sentetik enjeksyonlar sanki birinin üstüne saçma sapan konuşan biri gibi; mesaj kayboluyor.
Kortizoldeki artışların yumurtlama işlevinin bazı yönlerini kolaylaştırabileceğini kabul etmek, kortizol ve üreme arasındaki ilişkiye dair düşünce biçiminde bir paradigma değişimini destekliyor. Bu durum onlarca yılı kapsayan görüşleri sorguluyor ve kısırlığa dair yeni açıklamalar ile tedavilere kapı açıyor.
Ayrıca bu durum bilimsel süreçte adımları atlamamanın önemli bir dersini veriyor: Bir sisteme müdahale etmeden önce, o sistemin nasıl çalıştığı dikkatle gözlenmeli. Sentetik kortizol kullanan çalışmalar, bu hormone dair yanıltıcı bir anlatıyı beslemiş; artık bu kayıt düzeltiliyor.
