İnternette genç erkekler arasında yükselen yeni bir moda olan “feromon maxxing”in arkasında bilimsel bir temelin olmadığı ortaya kondu. Deodorantı bırakıp daha az yıkanmanın, doğru kokunun eş bulmada mucizevi etkiler yaratacağına dair vaat eden bu “kokulu influencer”ların iddialarına rağmen, insanlarda feromon algılayabileceğine ya da üretebileceğine dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. İddia, bir kimyasal sinyalin karşı cinsi cezbedebileceği yönünde olsa da, bilimsel araştırmalar bu konuda net bir cevap vermiyor.
Son dönemde sosyal medyada yayılan bu yaklaşım, özellikle TikTok gibi platformlarda feromon odaklı tavsiyelerle karşımıza çıkıyor. Ancak uzmanlar, insan beyninde bu sinyalleri işleyecek donanımın bulunmadığını ve bunun popülaritesinin daha çok olumlu ilişkilendirmelere dayanabileceğini vurguluyor.
Feromon Nedir?
Bir türün üyesinin vücudunda üretilen, salgılanan ya da atılan ve aynı türün başka bir üyesinde güvenilir biçimde tepki veren kimyasal mesajcı olarak tanımlanan feromonlar, açıkça yayılan bir kimyasal sinyal gibi çalışıyor. Bu sinyal, diğer bireyler tarafından algılanıp işleme tabi tutuluyor. Feromonların ilk kez 1959 yılında ipek keleklerinde tespit edildiği biliniyor; o dönemdeki bu kimyasal, dişi ipek keleğinin eş çekmek için yaydığı cinsel bir cazibe faktörüydü.
Bir feromonun tanımı, koklayıp koklamaması ya da hangi organ tarafından algılanmasıyla değil, aynı türdeki bireylerde yarattığı tepkinin güvenilirliğiyle yapılır.
Kaynak metninden derlenen bilimsel açıklama
Bazı feromonlar uçucu ve kokulanabilir; örneğin ipek keleklerinde antenlerdeki sıradan koku reseptörleri tarafından algılanan bombikol. Diğerleri ise insan için hiç algılanamaz, evlere takılan feliway gibi kedi sakinleştirici diffüzörlerin yaydığı türler de bunlar arasında.
İnsanların Bu Sinyali Almak İçin Anatomik Bir Yapısı Yok
Feromonun işlevsel olması için bir şeyin bunu alabilmesi gerekiyor. Dört ayaklı hayvanların çoğunda bu görev, koku organı olarak bilinen vomeronazal organa düşüyor; burun boşluğundaki küçük yapı beynin adana işleme istasyonuna bağlı. Ancak insanlarda bu organın doğumdan itibaren beine bağlayan sinir hücresi bulunmuyor ve sinyali rapor edecek bir ek koku topakça da yok.
Daha da önemlisi, insanlarda feromon olarak etiketlenmeye layık olan hiçbir kimyasal henüz tespit edilmedi. Yani iddia edilen bu “kimyasal cazibe” insan vücudunda bilimsel düzeyde doğrulanmadı.
T-Shirt Çalışması Gerçekten mi İşe Yarar?
Kokunun eş seçimi üzerindeki etkisini araştıran 1995 tarihli çalışmada, sabun kullanmadan iki gece üst üste giyilen tişörtler kadın öğrenciler tarafından koklanıp puanlandı. Kadınların çoğu, bağışıklık sistemini tanıyan MHC genleriyle kendilerine benzer erkeklerin kokuunu tercih ederken, doğum kontrol hapı kullananlarda bu tercihin tersine dönüştüğü görüldü.
Bu çalışmanın yorumlanması, kadınların “bağışıklık sistemi uyumlu” erkekleri koklayabildiği yönündeydi. Ancak 2020 tarihli kapsamlı bir meta-analiz, insanlarda MHC-koku etkisi açısından genel bir sonuç bulamadığını ve yayım yanlılığına işaret ettiğini ortaya koydu.
Bu nedenle sabunla duş alıp deodorant kullanmak, koku temelli çekicilik için hâlâ en iyi yol olarak öneriliyor.
Kaynak metninden derlenen bilimsel değerlendirme
Yani feromon maxxing trendinin arkasında hem algılayıcı bir donanımın eksikliği hem de kanıtlanmayan iddialar var. Bilim insanları, bu konudaki popülaritenin daha çok olumlu ilişkilendirmelere dayanabileceğini belirterek, kokunun cazibesini arayanların sabun ve deodorantın yoluna başvurmasını öneriyor.
[…] Çekebilir: Pheromon Maxxing Trendi Bilimsel Bir Dayanağa Sahip mi? → Kaynak: The Conversation […]