Yapılan son araştırmalar, insan beyninde iki tür kahkahanın tamamen ayrı sinir sistemlerine dayandığını ortaya koyuyor. Keyifli ve kontrolsüz kahkahalar duygusal tepkilerle; konuşma sırasındaki doğal, istemli gülüşler ise dil ve voluntary hareketlerle ilişkili ağlarda işleniyor.
Bu bulgular, beyinde gülümseme ve kahkaha üretimini sağlayan bölgeleri anlamaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu da gösteriyor. The Conversation sitesinde yayımlanan habere göre, araştırmacılar kahkahanın arkasındaki sinir ağlarını çözmek için hem ileri görüntüleme tekniklerini hem de epilepsi cerrahisi sırasında uygulanan hassas beyinsel uyarıları kullanıyor.

Kahkaha denince akla genellikle eğlence gelse de, gülmenin çoğu aslında başka, sosyal nedenlerle ortaya çıkıyor. Örneğin biriyle birlikte olmak, yalnız başına olmaya göre gülmenizi yaklaşık 30 kat daha olası kılıyor; ayrıca tanıdığınız ve sevdiğiniz kişilerle daha fazla gülersiniz.
Gülüşlerin büyük bölümü sohbet sırasında gerçekleşir ve bu sırada insanlar başkalarının gülmesinden etkilenerek “bulaşıcı” şekilde güler. Birini gülerken görmek veya duymak, sosyal bağları güçlendiren otomatik bir tepki tetikleyebilir.
Bu tür konuşma gülüşleri ortalama on dakikalık sohbette yaklaşık altı kez yaşanır; kısa, ses tonu alçak ve çabuk başlayıp biten gülmelerdir. Araştırmacılar bunlara “istemli” kahkahalar derken, insanı çaresizce etkileyen, önlenemeyen gülüşler ise daha uzun ve tondur; tuhaf inlemeler ve ıslık sesleriyle birlikte gelir.
Neden zor?
Kahkaha üretiminin ardındaki beyin ağlarını anlamaya çalışmak hızlı biçimde zorlaşır. İnsanlar gülerken çok hareket eder; bu durum işlevsel manyetik rezonans görüntüleme gibi teknikleri zorlaştırır. Ayrıca laboratuvar ortamında insanların doğal şekilde gülmesini sağlamak oldukça zordur.
Başka bir sorun da farklı beyin bölgelerinin tümünün kahkaha ile ilişkili görünmesidir. Onderzoekendan biri olan Fausto, Milano’daki Niguarda Hastanesi’nin epilepsi cerrahisi ünitesiyle çalışır; burada ilaçlara dirençli epilepsisi hastalar klinik amaçlarla elektriksel beyinsel uyarı alır.
Sinyalleştirilen motor sistem hastayı hareket ettirirken, visual sistem halüsinasyonlar; auditory sistem ise sesler deneyimletir. Ancak hastada yüksek sesli kahkahaya yol açan beş ya da altı bölge daha vardır ve araştırmacılar bunun nedenini merak ediyor.
Tevrimî farklar
Araştırmacılar gülerken insanlar hangi bölgelerin uyarıldığını ve gülüşlerinden nasıl hissettiklerini derinlemesine gözden geçirdi. Bu çalışmalar, kahkaha uyandıran beyin bölgelerinin iki farklı kahkaha ağı oluşturduğunu gösteren kanıtlar sağlıyor.
Birinci ağda; ön kinetik korteks, temporal kutup ve bazı subkortikal bölgeleri kapsayan bu ağda uyarılanma, hoş duygu ve mutlu hislerle birlikte gelen, daha çaresiz ve tondur kahkahaya yol açıyor. Diğer ağ ise beynin motor ve premotor bölgelerinde yer alıyor; burada kahkaha konuşmada bozulmalara neden oluyor ve herhangi bir duygusal durumla ilişkilendirilmiyor.
Duygusal kahkahaları içeren ilk ağ, insanlarla diğer memelilerde paylaşılan seslendirme ağıyla örtüşüyor. Bu ağın aynı zamanda ağlama gibi other otomatik duygusal seslenmelerden de sorumlu olması muhtemeldir.
Bu ağın doğal gülüş sırasında aktive olması, opioid sistemi de içeren bir kimyasal zincirleme tepkisi tetikler; bu da keyifli ve ödüllendirici kahkahadan gelen haz hissini açıklamaya yardımcı olur. Acıya duyarlılığı düzenleyen serotonin sistemi de etkileniyor; bu da gülmenin fiziksel acıyı geçici olarak dindirmesini açıklayabilir.
Evrimsel açıdan bakıldığında, bu ağ daha eskidir ve hayvanların doğal duygusal tepkileri ile oyun oynama sistemlerinden gelir; bu nedenle insanlar ile diğer hayvanlar arasında büyük ölçüde değişmemiştir. Öte yandan istemli gülmeler, konuşmak gibi insanlarda voluntary hareketlerle ilişkili bir beyin ağına denk düşer.
Bu ağ temel olarak stratejik iletişim ve sosyal müzakere işlevi görür; bu da kahkahanın sohbette bir tür sözlü noktalama işaretinde kullanılması açıklanabilir. Bu sinir sistemi çoğunlukla insanlarda bulunur ve konuşmak, şarkı söylemek ve beatbox gibi karmaşık seslendirme eylemleriyle ilişkilidir.
Kahkaha ile konuşma arasındaki köprü
Ses yolu biçimlerine bakılan 2022 yılında yapılan bir çalışma, insanların sohbet ederken kahkahadan nasıl bir ses yolu şekli oluşturduğunun konuşurkenki biçimleriyle benzediğini buldu. Buna karşılık çaresizce gülerken oluşan ses yolu biçimleri konuşmadan oldukça uzaktır ve motor kontrolleri daha basittir; bu da eski kökenleriyle uyumludur.
Bu araştırmalar, istemli kahkahanın doğal kahkahaya göre çok daha karmaşık ve gelişmiş bir motor kontrol gerektirdiğini gösteriyor; yalnızca işlevsel açıdan değil anatomik açıdan da doğal kahkaha ile sözlü dil arasında bir köprü oluşturuyor.
Bir kişinin bu istemli ağı hasar gören bir inme geçirmesi durumunda, gülmeye, ağlamaya ve küfretmeye devam ederken ciddi konuşma sorunları gelişebilir. Bunun nedeni olarak araştırmacılar eski ağın sağlam kalmasını öne sürüyor.
Kahkahanın bilimi oldukça önemsiz bir konu gibi görünse de nörobilimciler kuşkusza korku, kaygı, öfke ve iğrenme gibi olumsuz duyguları çalışmaya daha fazla emek vermiş durumda. Ancak insan kahkahası üzerine yapılan araştırmalar, memelilerdeki sosyal beynin kökeninden bağlanma ve empati mekanizmalarına, acı modülasyonundan sohbette dil kullanımıya kadar şaşırtıcı biçimde geniş bir olgu yelpazesini anlamaya yarayan bir tür Rosetta Taşı haline geliyor.
