Yeni Zelanda’nın gıda perakende pazarında dört yıldan fazla bir süredir baskın konumunu koruyan Foodstuffs ve Woolworths gruplarının piyasanın yaklaşık %82’sini elinde tutması, süpermarket rekabetini artırma ve gıda fiyatlarını düşürme çabalarını seçim gündeminin merkezine yerleştirdi. Rekabet politikaları arasında farklı yaklaşımlar sunan Ulusal (National), Yeni Zelanda Birinci (New Zealand First), İşçi (Labour), ACT Yeşilleri (The Greens) partilerinin önerileri, aslında sistemin farklı bölümlerine hitap ediyor; bu nedenle izole edilmişlerinden çok daha etkili birleşik paketler halinde işleyebilir.
Rekabet ve fiyatlandırma konusundaki parti önerileri, gıda sisteminin farklı katmanlarına odaklanıyor. Bu politikalarnın tek başına değil, birbirini tamamlayan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü, “pazar biçimlendirme” (market-shaping) yaklaşımıyla açıklanabilir.
Farklı hedefler, farklı yaklaşımlar
Ulusal Parti geçen hafta, Foodstuffs’u tek bir ulusal Pak’nSave grubu ile ayrı bir New World ve Four Square grubuna yeniden düzenlemeyi öngören bir plan ortaya koydu. Plan uyarınca mağaza sahiplerinin işletme ve markalarını koruyabilmesi öngörülüyor.
Bu düzenlemenin uygulanması, Ticaret Komisyonu’na (Commerce Commission) altı aylık bir süre vererek komisyonun planı geliştirip değerlendirmesine bağlanacak. Zaten Pak’nSave ile New World farklı stratejiler izleyerek müşteri rekabetine giriyor; ancak kuzey ve güney adaları içinde ortak yönetim, satın alma, depolama ve dağıtım işbirliğini sürdürüyor.
Bir ayrılma bu rekabeti artırabilir. Ancak aynı zamanda sistemlerin ikiye bölünmesine, tedarikçilerle müzakere gücünün zayıflamasına ve özellikle küçük kasaba ve kırsal alanlarda ölçek ekonomisinin azalmasına yol açabilir.
İşci Partisi’nin yeni önerisi
İşci Partisi’nin yeni önerisi sistemin farklı bir bölümüne değiniyor. Öneri uyarınca Foodstuffs ve Woolworths, toptan tedarik işletmelerini perakende mağazalarından bağımsız yönetmek zorunda kalacak; ancak her iki mülkiyeti de koruyabilecek.
Görüşe göre tekelci olmayan kısıtlamalar kaldırılacak, küçük satıcıları etkileyen rekabet karşıtı düzenlemeler ortadan kaldırılacak ve tedarikçilerin “kirli ücret” (junk fees) olarak adlandırılan ücretleri yasaklanacak. Önerinin dikkat çeken yanı, piyasanın başlı darboğazlarından biri olan süpermarket tedar zincirine erişimi hedeflemesi.
Bu ağın (unbundling) ayrıştırılması fikri yeni değil. Ticaret Komisyonu, 2022 yılındaki pazar çalışmasında perakende ve toptan faaliyetlerin ayrılaştırılmasını açıkça değerlendirdi ancak bu adımı önermedi.
Ticaret Commission’un 2022 pazar çalışma raporu
Komisyon, perakende ile toptanın birleşmesinin önemli verimlilikler sağladığını kabul etmiş ve bağımsız bir toptancının yeterli iş hacmini çekemeyeceğinden şüphe etmişti. Bu ticari dengeler hâlâ sınanmayı bekliyor.
Yeni Zelanda bu yolu seçseydi, incelenmesi gereken bir model olarak Avustralya’nın Metcash adlı büyük toptancısı öne çıkıyor. Metcash, 1.200’den fazla bağımsız mülkiyetteki IGA mağazasına tedarik sağlarken, satın alma, depolama ve dağıtımı ölçek düzeyinde yürütüyor.

Yeni Zelanda modelinde, hizmetleri bağımsız yönetilen bir toptanciden alan ayrı yönetimli süpermarket satıcıları ile bu toptancıdan aynı zamanda küçük satıcıların da beslenebilmesi öngörülebilir. Yeni bir toptan tekelinin oluşumuna karşı korumalar gerekli olurdu.
Parti politikaları nasıl birlikte işleyebilir?
ACT Partisi’nin planlama ve düzenlemeye odaklanması, sorunun başka bir boyutunu ele alıyor: Satıcıların işletmeleri için uygun arazilere ve uygulanabilir kurallara ihtiyaçları var.
Satıcıların verimli çalışabilecek kadar arazi, izin veya yeterli mağaza edinememesi halinde toptan reformu pek işe yaramaz. Benzer şekilde Foodstuffs’un bölünmesi Pak’nSave ile New World arasında rekabeti artırabilir ancak otomatik olarak toptan erişimini iyileştirmez. Toptan ve perakende faaliyetlerin ayrılaştırılması da yeni satıcılar yaratmayabilir.
Mevcut durumda hükümetin elinde güçlü araçlar bulunuyor. Gıda Sanayii Rekabeti Yasası (Grocery Industry Competition Act) uyarınca Ticaret Komisyonu, büyük süpermarketlerin rakip satıcılara tedarik ederken uyması gereken adil fiyatlandırma ve garanti erişim gibi katı, zorunlu kuralları uygulayabilir.
Komisyon yakın zamanda toptan rekabetini inceledi ve küçük satıcıların hâlâ rekabet dışı oranlar nedeniyle ezildiğini tespit etti. Ancak en güçlü yetkilerini hemen devreye sokmak yerine, mevcut yükümlülükleri uygulamayı ve sektör liderliğindeki çözümleri önce sınamayı tercih etti.
Ticaret Commission’un toptan rekabeti inceleme süreci
Komisyon’un bu tedbirli tutumu önemli bir politika gerçeğini ortaya koyuyor: Özel mülkiyet, süpermarket gruplarını kamu politikasının dışında tutmuyor; ancak onları yeniden düzenlemeye zorlamak, bir hükümetin kullanabileceği en müdahaleci araçlardan biri sayılıyor.
Bu adımdan önce politika yapıcıların, zorunlu yeniden yapılandırmayı toptan erişimini, perakende sitelerini altyapıyı ve pazar girişini hedefleyen hedefli önlemlerle doğrudan karşılaştırmaları gerekiyor. Politika müdahalelerini izole edilmiş olarak değerlendirmek yerine komisyon, reformun birleşik paketlerini birlikte değerlendirebilir.
Bütüncül bir yaklaşım, perakende markları arasındaki artan rekabeti bağımsız yönetilen toptan dağıtımıyla, paylaşımlı altyapiya adil erişimi ve yeni satıcılar için düşürülmüş giriş bariyerleriyle birleştirebilir. Ne üçüncü bir süpermarket grubu yaratmak ne de toptanın perakendenen ayrıştırılması tek başına adil fiyatları ve açık pazar erişimini garanti etmiyor.
Partilerin önerileri sistemin farklı zayıf yönlerine değiniyor. Pazar biçimlendirme yaklaşımı ise Yeni Zelanda’nın istediği gıda piyasasını en iyi hangi birleşimin üreteceğini değerlendirebilir.
