Modern dünyanın vazgeçilmez bir teknolojisinden sayılan haritalar, aslında çoğu zaman fark edilmeden kullanılıyor; ancak bu tam da dikkat edilmesi gereken noktada saklı. Bir haritanın sınırları, renkler, efsane ve tarih bilgisiyle çizildiğinde, gerçekliği çarpıtabilecek bir iddia aniden kanıt gibi görünüyor. Bir siyaset coğrafyacısı olan Daniel Waktola, Etiyopya’da haritanın otoritesi sosyal medya ve siyasi çatışmaya çarptığında ne olduğuna dair yaptığı araştırmada, haritaların yalnızca coğrafi bir ölçüm değil, aynı zamanda bilerek çarpıtılan bir mesaj taşıyıcı olduğunu ortaya koyuyor.
Waktola, 2018’de Etiyopya’da gerçekleşen siyasi reformların öncesinde ve sonrasında sosyal medyada yoğun şekilde dolaşan haritaları inceleyerek, “haritacılık” olarak adlandırdığı — haritalar aracılığıyla bir görüşü yayma çabası — kavramının nasıl sahte haritalar üretip yanlış bilginin yayılmasını ve çatışmanın kötüleşmesini tetikleyebileceğini analiz etti. Araştırması, reform öncesindeki yanlış haritacılığın — kaza sonucu oluşan harita hataları — reform sonrasında bilerek yapılan abartı, sahte üretme ve manipülasyonla dolu bir yanlış bilgiye nasıl dönüştüğüne odaklanıyor.
Haritanın Otoritesi ve Çarpıtma Arasındaki Fark
Waktola, bir projeksiyonun Afrika’nın göreceli büyüklüğünü geometrik bir ödün vererek çarpıtabildiğini, buna karşılık bir propaganda haritasının ise bir sınırın başka bir yere aitmiş gibi algılanmasını istediği için o sınırı hareket ettirebildiğini vurguluyor. Bu ayrım, onun görüşüne göre temel düzeyde önemli: bir projeksiyon gerçekliği çarpıtırken, bir propaganda haritası gerçekliği bilerek çarpıtıyor.
Haritalar hem ölçümler hem de görüntülerdir ve görüntülerin kendine özgü bir psikolojik hayatı vardır. Hiçbir düz harita tüm amaçlar için tamamen “doğru” olamaz; ancak bazı haritalar gerçekliği kasıtlı olarak çarpıtır.
Daniel Waktola, siyaset coğrafyacısı
Waktola, reform öncesinde koalisyonun karşı-propaganda haritalarının, farklı muhalefet gruplarını hükümete karşı birleşmeye çekme gücü olarak işlev gördüğünü belirtiyor. Reformdan sonra bu koalisyon çatlağa uğradıkça siyasi rekabet yoğunlaştıkça, bu haritalar tam tersi bir işlev görmeye başladı: grupları birbirinden uzaklaştıran, rekabet eden toprak iddialarının araçlarına dönüştü.
Etiyopya’daki Somut Örnek
Waktola, reform öncesinde muhalefet gruplarının, bir okul kitabında yayımlanan aldatıcı bir haritayı hükümetin gizli bir gündemi olduğunu ortaya koymak için bir çağrı sözcüğü olarak kullandığını anlatıyor. Bu çarpık haritada Amhara bölgesi Sudan’a komşu olmaktan kesiliyor; Benişangul-Gumuz bölgesi daraltılıyor, Amhara ile Sudan arasında sıkıştırılıyor ve Tigray’nın batı sınırına bağlanacak şekilde uzatılıyor, böylece bölgenin toplam alanı azalıyor. Benişangul-Gumuz bölgesinin sınırlarının önemi, hangi etnik toprakların stratejik uluslararası koridorları ve kaynakları kontrol ettiğini belirlemesinden kaynaklanıyor.
Waktola, reform öncesindeki haritalarda hükümetin gizli “Büyük Tigray” sınırı, yanlış konumlandırılmış bir manastır, ders kitaplarında yanlış yerleştirilmiş ulusal anıtlar, kısaltılmış bölgesel sınırlar ve abartılmış Etiyopya-Sudan sınırı haritası gibi unsurlara yer verildiğini, buna karşılık reform sonrasında Oromo ve Amhara “haritacılarının” ürettiği haritaların kendi bölgesel sınırlarını şişirerek devasa, birbirine örtüşen bir tartışmalı toprak alanı oluşturduğunu açıklıyor.
Bugünkü propaganda yarın “tarih”e dönüşebilir. Dijital yanlış bilgi yaşlanır; siyasi olarak manipüle edilmiş bir harita, onu üreten tartışmadan daha uzun süre yaşayabilir. Ekran görüntüleri saklanır, görseller yeniden paylaşılır, haritalar platformlar arasında aktarılır; başlıklar kaybolur, orijinal bağlamı unutulur.
Daniel Waktola
Yarınki Tarih
Waktola, bugünün propagandasının yarının “tarih”ine dönüşebileceği uyarısını yapıyor. Bir harita yalnızca bir çatışmayı belgelemez; onu aşabilir ve yeniden üretmesine katkıda bulunabilir. Tarihsel çatışmaların bu sürecin yıkıcı etkisiyle nasıl gerçekleştiğine dair bir örnek olarak 1998-2000 yılları arasında süren Etiyopya-Eritre Savaşı gösteriliyor. Bu savaş, tartışmalı sınır kasabası Badme üzerinden yürütüldü; sömürge dönemi antlaşmalarının farklı yorumları ve zamanla norm haline gelen çarpık tarihsel haritaların merkezinde yer alan bir çatışmaydı. Bu savaşın en fazla 100.000 kişinin hayatını mal ettiğine dair tahminler bulunuyor.
Waktola, sosyal medyanın bu sorunu daha da derinleştirdiğini savunuyor. Bir zamanlar harita üretmek ve dağıtmak ciddi bir uzmanlık ve kurumsal kaynak gerektiriyordu; artık bir sınırın hareket ettirilebileceği, bir yerin yeniden adlandırılabileceği, “tarihsel” bir toprak seçici biçimde yeniden yapılandırılıp sonucunun saatler içinde binlerce kişiye ulaşabileceği bir çağda yaşıyoruz. Bir harita hâlâ bir harita olduğu için, coğrafya, haritalama ve resmi kayıtlarla geleneksel olarak ilişkilendirilen otoritenin bir kısmını miras alıyor.
Ne Gerekli?
Waktola, haritaları düzeltmek yalnızca yeni bir projeksiyon gerektirmediğini, bunun için daha temel bir şey — harita okuryazarlığı — gerektiğini savunuyor. Haritalar giderek navigasyon, sosyal medya, gazetecilik, seçimler, acil durumlar ve konum zekâsına gömüldükçe, toplumların haritaları fotoğraf, istatistik ve sosyal medya paylaşımlarını sorguladığı gibi sorgulayabilmesi gerekiyor. Kim bu haritayı çizdi? Ne amaçla? Hangi veriler kullanıldı? Neler dahil edildi, neler kayboldu? Bu sınır neden orada?
Waktola, neredeyse herkesin bir harita çizebileceği ve dağıtabileceği bir çağda, en tehlikeli çarpıtmayı artık projeksiyona gömülü olanın değil, mesaja gömülü olanın olabileceğini uyarıyor. Birleşmiş Milletler’in daha adil dünya haritaları yaygınlaştırmaya yönelik aldığı karar, kabul edilebilir bir adım olarak değerlendiriliyor; ancak bu yalnızca bir tür haritacılık çarpıtmasını ele alıyor. Gerçeklik çarpıtma ile algı çarpıtması arasındaki fark, haritanın otoritesiyle sosyal medya ve siyasi çatışmanın kesiştiği yerde, hâlâ çözülmeyi bekliyor.

[…] Çekebilir: Haritalar Kim Tarafından, Ne Amaçla Çizildiğini Göstermiyor: Etiyopya’da Harita Propagand… Kaynak: The Conversation […]