Güneydoğu Asya, onlarca yıldır orman yangınlarından kaynaklanan duman bulutlarıyla (haze) mücadele ediyor. Ancak birkaç yılda bir bölge, yeniden aynı dumanı solurken kendini yakalıyor. Sınırları aşan bu çevresel sorun artık bölgede tekrarlayan bir olgu haline geldi.
Son dönem de buna istisna değil. Endonezya’daki orman ve arazi yangınları, dumanı Malezya, Brunei Darussalam ve Güneydoğu Asyanın diğer bölgelerine taşıdı. 26 Ağustos’ta ASEAN Özel Meteoroloji Merkezi, Borneo adasının büyük bölümünü oluşturan Endonezya toprağı Kalimantan’daki sıcak noktalardan yükselen dumanın sınırları aşması üzerine bölgesel duman uyarısını 3. seviyeye çıkardı.
Duman neden geri dönüyor?
Sınırları aşan duman yeni bir olgu değil. Tarihi kayıtlar, Endonezya’daki yangınlardan gelen dumanın en azından 1970’lerden beri komşu ülkeleri etkilediğini gösteriyor. Bölgenin en şiddetli dönemlerinden bazıları bu dönemde yaşandı.
Bilimsel araştırmalar, sorunun insan faaliyetleri ile çevresel koşulların birleşiminden kaynaklandığını işaret ediyor. Yangınla arazi temizliği yangınları ateşleyebilirken, kurutulmuş ve bozulmuş turba zeminleri özellikle savunmasız kalıyor. Kuruyan turba yer altında yanabilir ve söndürülmesi zor, kalıcı ve yoğun duman üretebilir.
Bu durum, dumanın yalnızca yangınlar başladıktan sonra müdahale edilerek çözülemeyeceğini gösteriyor. Önleme, arazi yönetimi ve uygulamanın da aynı derecede önem taşıması gerekiyor.
Sorumluluk öncelikle Endonezya’dır
Endonezya, sınırları aşan dumanı üreten yangınların büyük kısmının toprakları içinde, özellikle Sumatra ve Kalimantan adalarında gerçekleşmesi nedeniyle sorunun merkezinde yer alıyor. Bu durum, yangınları önlemek, çevresel düzenlemeleri uygulamak ve sorumluları hesaba katmak için öncelikli sorumluluğu Endonezya hükümetine yüklüyor.
Endonezya’nın orman ve arazi yangınlarını önlemeye yönelik kanunları ve kurumları zaten mevcut. Araştırmalar, hükümetin 2016’dan beri turba zemininin korunması ve ilgili kurumları güçlendirdiğini de gösteriyor.
Sorun uygulamada yatıyor. Tekrarlayan yangınlar, düzenlemelerin etkili önlemlere dönüştürülmesinin ne kadar zor olabileceğini ortaya koyuyor; özellikle arazi kullanımı, ekonomik çıkarlar, yerel uygulamalar ve aşırı hava koşulları bir araya geldiğinde bu zorluk daha da artıyor. Endonezya yetkilileri son dönemde yeniden yangınlardan sorumlu olanlara karşı yasal işlem yapılacağını taahhüt etti.
Sorun Endonezya’nı eyleme geçmesi gerekip gerekmemesi değil; sonuçları bölgesel olduğunda ulusal eylemin tek başına yeterli olup olmadığı.

ASEAN daha önce denedi
ASEAN, bu sorunu onlarca yıldır tanıyor. 1997’de üye devletler önleme, izleme ve bölgesel koordinasyonu güçlendirmek için Bölgesel Duman Eylem Planını kabul etti. 2002’de ise sınırları aşan daman kirliliğini önlemek ve buna müdahale etmek için bölgesel bir çerçeve oluşturan ASEAN Sınırları Aşan Duman Kirliliği Anlaşmasını (AATHP) benimsedi.
Buna rağmen Endonezya, anlaşmayı onaylayan son ASEAN üyesi oldu ve onaylamasını 2015’te yaptırıldı. Çalışmalar, antlaşmanın mekanizalarının “ASEAN Yolu”nu yansıttığı için sınırlı kalmaya devam ettiğini öne sürdü; özellikle egemenlik ve müdahale etmeme ilkeleri bu yaklaşımın belirleyicisiydi.
Bu durum bir ikilem yaratıyor: Duman bölgesel olsa da, nedenleriyle mücadele etmek için yetkinliğin büyük bölümü ulusal düzeyde kalmaya devam ediyor. Bu nedenle ASEAN bilgi, izleme ve acil müdahaleleri koordinasyonda başarılı olurken, üye devletlerin tekrarlayan sınırları aşan kirliliğe karşı tam sorumluluk taşımasını sağlamakta zorlanıyor.
ASEAN daha fazlasını yapabilir mi?
ASEAN, daha etkili olmak için üst-ulusal bir otorite haline gelmek zorunda değil. Öncelikle, etkilenen ülkeler Endonezya’dan daha güçlü uygulamanın talep edilmesi için ASEAN kanallarını kullanabilir. Kamu denetimi aynı zamanda hareketsizliği büyük bir itibar kaybına dönüştürecek.
İkinci olarak, ASEAN şeffaflığı iyileştirebilir. Sıcak nokta verilerinin, yangın bilgisinin ve hükümet yanıtlarının değerlendirmelerinin bölgesel düzeyde paylaşılması yangınların nerede gerçekleştiğinin ve taahhütlerin uygulanıp uygulanmadığının daha kolay belirlenmesini sağlayabilir.
Üçüncü olarak, ASEAN erken uyarı sistemlerinden ortak yangın söndürme ve turba yönetimine kadar pratik işbirliğini artırabilir. Zaten bölgesel çerçeveler turba yangınlarını dumanın başlıca kaynağı olarak işaretliyor.
Bu önlemler Endonezya’nı sorumluluğunu yerine geçmeyecek; onu destekleyecek. ASEAN, Tayland ve Kamboçya arasındaki gerilimler gibi bölgesel krizlerle ilgilenmek için diplomasiyi kullanabildiğini kanıtladı. Çevresel krizler de sonuçları sınırları aştığında benzer bir politik dikkate layık.
Duman bölgeseldir, ancak sorumluluk yine de önemlidir
Tekrarlayan duman, Güneydoğu Asya için daha geniş bir meyil ortaya koyuyor: Ulusal sorumluluk ile bölgesel sonuçlar her zaman kolayca örtüşmeyebilir. Endonezya, sınırları içindeki yangınları durdurmada öncülük etmek zorundadır. Ancak komşu ülkeler sıradan bir krizi beklemek yerine bir sonraki krizin gelmesini bekleyemez; ASEAN da başka bir duman dönemini sıradan bir durum gibi görmemelidir.
Hedef, ASEAN’dan her yangını söndürmeyi beklemek olmamalı. Hedef, bu yangınların önlenmesinin ihmal edilmesinin zor olacağı kadar güçlü bir bölgesel işbirliği kurmak olmalıdır. Onlarca yıldır tekrarlayan dumanın ardından Güneydoğu Asya’nın muhtemelen yeni bir anlaşmaya değil, mevcut taahhütlerini uygulayacak güce ihtiyacı var; yalnızca yeni taahhütler imzalamak değil.
