Avustralya’da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok orkide türü bulunurken, bunların en dikkat çekici olanlardan biri de bu “rosella örümcek” orkidesi. Ancak, özverili bir gönüllü ekibi sayesinde, Victoria Kraliyet Botanik Bahçeleri’nde, vahşi doğadaki sayısından iki kat daha fazla orkidenin bulunduğu özel bir üretim alanı bulunmaktadır. Bu durum, bitkinin yeniden yayılması için sağlam bir temel oluşturmaktadır.
Victoria Kraliyet Botanik Bahçeleri’ndeki orkide koruma ekibinin yaklaşık 150 farklı türü yetiştirdiği belirtilirken, bu sayıların arasında nesli tehlike altında olan ve vahşi doğaya geri dönmesi planlanan 8 farklı bitki türü bulunmaktadır. Bu durum, Alex McLachlan’ın ABC News AU’ya yaptığı açıklamada vurguladığı gibi, önemli bir başarıdır.
McLachlan ve meslektaşları, Avustralya orkidelerinin “gizemli” bir grup olduğunu ifade etmektedirler. Bu bitkiler genellikle dikkat çekmeyen, tek bir yeşil yaprak şeklinde büyürler ve çiçek açtıklarında bile, belirli türdeki arılar, balıklar, sinekler veya böcekleri çekmek için tasarlanmışlardır.
Her bir orkide türü, bitkinin kurtarılması için çözülmesi gereken farklı sorunları beraberinde getirmektedir. Rosella örümcek orkidesi de bu durumun bir örneğidir. Bu bitki, Ağustos ve Eylül ayları arasında tek bir mor çiçek açarak, özellikle Leioproctus platycephalus adlı yerel bir arı türünü çekmeye çalışır.
Rosella örümcek orkidesinin doğal olarak New South Wales ve Victoria eyaletlerinde sadece 4 farklı yerde bulunduğu bilinmektedir. Bu alanların toplam büyüklüğü, Melbourne’un bir banliyösünden biraz daha fazladır.
Yıl 2000’de, vahşi doğada sadece 120 adet rosella örümcek orkidesi tespit edilmişti. Neyse ki, 2023 yılında bu sayı beş katına çıkarak 600’e ulaşmıştır. Ancak, bu sayı hala yeterli değildir ve tek bir büyük yangın bile türün yok olmasına neden olabilir.
McLachlan’ın üretim alanında 150 adet bitki bulunmaktadır ve bunlar, arıların bulunduğu gizli bir alana dikilecektir. Bu aşamaya gelmek için yıllarca süren yoğun çalışmalar yapılmıştır. Çünkü orkidelerin tohumdan gelişebilmesi için belirli bir mantar türüne ihtiyaç vardır. Tohumlar, bu mikroskobik mantarla simbiyotik bir ilişki içindedir ve mantarsız büyüyemezler.
McLachlan ve ekibi, toprağın karmaşık yapısını tam olarak anlamadıkları için, tohumları ve mantar sporlarını petri kaplarında yetiştirerek bu sorunu aşmaya çalışmışlardır. “Tohumlar, özel bir ortamda gelişir ve yaklaşık 3 ay boyunca küçük kaplarda kalır. Daha sonra, Cranbourne’daki üretim alanımıza taşınır” şeklinde açıklama yapılmıştır.
Bitkilerin toprağa dikilmeye hazır hale gelmesi için hala bir yıl daha geçmesi gerekmektedir. Ancak, geçtiğimiz Temmuz ayında, 3 yıllık yoğun laboratuvar çalışmalarının ardından, gönüllüler ve bilim insanları bu işlemi gerçekleştirebilmişlerdir.
ABC News’in haberine göre, Avustralya orkideleri, özel bir hayran kitlesine sahip olup, bu durum McLachlan ve ekibinin, genç bitkileri özel mülklere taşırken ve toprağa dikerken gönüllülerin yardımını almasını kolaylaştırmıştır. Bu “eğlenceli” olsa da aynı zamanda hüzünlü bir süreçtir, çünkü ekip, kaç tane bitkinin bu tür yardıma ihtiyaç duyduğunu bilmektedir. Neyse ki, bu özel çiçek ve diğerleri için yardım etmeye istekli birçok insan bulunmaktadır.
Kaynak: Goodnewsnetwork
Bir yanıt yazın