Afganistan’a geri gönderilen altı milyon kişi, Taliban ile yaşama mücadelesi veriyor
Yazan: Lyse Doucet
Unvan: BBC News Baş Uluslararası Muhabiri
Bildirildiği yer: Torkham geçişi ve Kabil
Yayın tarihi
Okuma süresi 6 dk
Yaşlılar, koltuk değnekleriyle topallıyor ve yüzlerini buruşturuyor, gözleri fal taşı açılmış çocuklar ise geride bırakmak zorunda kaldıkları evlerinden getirdikleri tavukları kucaklarında taşıyarak etrafa bakıyorlar.
35 yaşındaki Nazia, doğduğu Pakistan’dan Afganistan’a geçtikten sadece birkaç dakika sonra, “Kendi ülkemde olmak çok güzel bir duygu” diyor.
“Sıfır Noktası” olarak bilinen Torkham geçidi, zorlu bir hayatın sona erdiği ve bir diğerinin başladığı yer.
Nazia, iki çocuğuyla birlikte beyaz ve siyah Taliban bayraklarıyla süslenmiş kayıt masalarına doğru ilerlerken “Ama daha önce hiç Afganistan’a gitmedim ve buradaki birçok insanın yiyecek ekmeği bile yok” diye iç çekiyor.
Sekiz kız kardeşi ve çocukları da dahil neredeyse tüm ailesi bu yıl Pakistan veya İran’dan Afganistan’a sınırdışı edildi.
Bunlar, dünyanın en büyük sınır ötesi insan hareketinin bir parçası.
Onlarca yıldır milyonlarca Afgan, sığınma veya iş arayışı içinde Pakistan ve İran’a kaçtı. Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden bu yana Afganistan’dan kaçanların sayısı artmaya devam ediyor.
’30 yaşında hayalimdeki işe girdim, sonra tükenmişlik sendromuna yakalandım’
Girne açıklarında batan feribot ‘550 metre derinlikte tespit edildi’
Türkiye Artemis Anlaşmaları’na katıldı, ABD tebrik etti
Almanya Leipzig drone saldırısından Rusya’yı sorumlu tuttu, konsolosluk kapatacak
Haberin sonu
Ancak komşu ülkelerin kayıtsız göçmenlere yönelik sert önlemleri nedeniyle çoğu geri dönmeye zorlanıyor.
Nazia ve ailesinin kaydı yoktu ama BM ve insan hakları kuruluşları, operasyonun düzensiz göçmenlerin çok ötesine geçip, kayıtlı Afganlara da uzandığını söylüyor. Hatta Pakistan artık kayıt belgesi olan Afganların bile muaf olmadığını açıkça söylüyor.
Sınırdışı işlemlerinin duracağına dair hiçbir işaret yok.
Boşanma, akıllı telefonlar ve kısıtlamalar: BBC, Taliban’ın Afganistan’ı nasıl yönettiğine tanıklık etti
Taliban’ın iktidarının beşinci yılında Batı’nın Afganistan’da hâlâ etkisi var mı?
Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, bu yıl Pakistan ve İran’dan geri dönmek zorunda kalanların sayısı bir milyona ulaştı.
Afganistan’daki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği sözcüsü Charlie Goodlake, “Üç yıldan biraz daha kısa bir sürede, küçük bir ülke nüfusuna denk gelen altı milyon insanın Afganistan’a geri döndüğünü gördük” diyor.
Sınıra yakın çadırlarla dolu köyde, kavurucu sıcağın altında durarak, “Yakın geçmişte bu ölçekte bir geri dönüş hareketi hiç görmedik” diye vurguluyor.
Burası, Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları tarafından, gidecek yeri olmayan insanlara birkaç gece sığınak sağlamak için kurulmuş, çoğu artık yıpranmış ve parçalanmış branda ve plastik barınaklardan oluşan ıssız bir yer.
Geri dönen birçok kişi onlarca yıldır Afganistan’a ayak basmamış, Nazia gibi birçoğu ise buraya hiç gelmemiş.
“45 yıl önce Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sırasında ayrıldım ve kardeşlerimin çoğu Pakistan’da doğdu” diye açıklıyor Sarwar. Birkaç gün önce yedi kardeşi ve aileleriyle birlikte 40 kişilik bir konvoyla ve tüm eşyalarını hantal bir Pakistan kamyonuna doldurarak gelmiş.
“Orada uzun süre geçirdik, bu yüzden bizi oradan zorla çıkardıklarında elbette çok üzüldüm” diyor.
“Ama tüm bu acıya rağmen, Pakistan polisinin tacizinden nihayet kurtulduğum için de mutluyum.”
Afgan kadınlar Taliban yönetimindeki beş yılı BBC’ye anlattı
Karşılaştığımız her aile, Pakistan’daki yetkililer tarafından önyargı ve tacize maruz kaldıklarını söyledi.
Pakistan hükümeti BBC’nin sorularına yanıt vermedi, ancak Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Pazar günü İslamabad’da düzenlediği basın toplantısında, “Pakistan hükümeti, Pakistan’da Afgan vatandaşlarına yönelik her türlü taciz veya kötü muamele olayını önlemek için gerekli önlemleri almaktadır. Bu tür olaylar yaşanmışsa, bunlar münferit olaylardır ve kanunlara uygun olarak tamamen ele alınmaktadır” dedi.
Hem Pakistan hem de İran, Afganların evlerine dönmelerinin çoktan vaktinin geldiğini söylüyor ve bazılarını güvenlik riski oluşturmakla, diğerlerini ise mali yük olmakla suçluyor.
Pakistan’dan sınırdışı edilme ve kötü muamele iddiaları, geçen Ekim ayında Pakistan ve Afganistan arasında çatışmaların büyük ölçüde tırmanmasının ardından yoğunlaştı.
Şubat ayında İnsan Hakları İzleme Örgütü, “kapı kapı yapılan baskınlardan, gece geç saatlerde ev aramalarından ve tutuklama emri olmaksızın yapılan tutuklamalardan” bahsetti.
Geçen yıl dört milyondan fazla belgesiz Afgan’a ev sahipliği yaptığını iddia eden İran’da da Haziran 2025’te İsrail ve ABD ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından kitlesel sınırdışı işlemleri hızlandırıldı.
New York merkezli İran İnsan Hakları Merkezi, yetkilileri savaş sonrası ortamı kullanarak “Afgan göçmenleri casuslukla suçlamak ve İsrail için potansiyel casus olarak damgalamakla” suçladı.
Birleşmiş Milletler mülteci kurumu, her türlü geri dönüşün “gönüllü, güvenli ve onurlu” olması gerektiği ilkesinin altını çizmeye devam ediyor.
Ancak Torkham’da karşılaştığımız Sarwar’ın baldızı Zarina, karşı karşıya oldukları belirsiz gelecekten duyduğu kaygıyı, “İş kurmak veya geçimimizi sağlamak için hiçbir kaynağımız yok, hatta yaşayacak bir çadırımız bile yok” sözleriyle anlatıyor.
Pakistan-Afganistan çatışması: Gerilimin tarihi neye dayanıyor?
Pakistan Afganistan’a ‘açık savaş’ ilan etti: Kabil ve Kandahar’a hava saldırıları
Haberin sonu
Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisi yapay zekadan yararlanılmıştır. Yayınlanmadan önce çeviri bir BBC gazetecisi tarafından kontrol edilmiştir. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.
[…] […]