İngiltere’deki sağ kanadına eğilen siyasi partilerin üyelerinin, kendilerini istisnai gören ve başkalarını aşağılayan “karanlık üçlü” kişilik özelliklerini taşıyan liderlere daha fazla yöneldiği ortaya çıktı. Araştırmacılar, bu eğilimin Reform UK ve Muhafazakâr Parti mensuplarında İşçi Partisi, Liberaldemokratlar (Lib Dems) ve Yeşiller üyelerine göre daha belirgin olduğunu tespit etti. Çalışma, ülkenin artık iki partili değil, iki bloklı bir siyaset yapısına büründüğüne dair artan görüşü destekler nitelikte olup, gelecek genel seçimlerde taktiksel oy kullanımına büyük etkiler taşıdığını belirtiyor.
Araştırmacılar, kişilik özellikleriyle siyasi parti seçimi arasındaki ilişkinin ilgin bir soru olduğunu ve şu anda değişmekte olan İngiliz siyaset manzarasında dikkate değer sonuçları bulunduğunu vurguluyor. Bir pariye katılan kişinin, kendi kişilik özelliklerinin parti lideri aracılığıyla yansıtılmasını isteyip istemediği gibi sorular öne çıkıyor.
Karanlık Üçlü ve Kişilik Özellikleri
Kişilik konusu, genellikle iyi niyetli değil kötü niyetli sayılan özelliklerde daha da ilgi çekici hale geliyor. Söz konusu “karanlık üçlü” olarak adlandırılan grup; narsisizm, Makavelyanizm ve psikopati bileşenlerinden oluşuyor. Üçü de birbirinden farklı olsa da bu karanık özellikler, bencillik ile bir amaca ulaşmak için yalan söyleme ve hile yapmaya hazır olma gibi ortak unsurları paylaşıyor.
Araştırmacılar, önceki çalışmalarında İngiliz siyasi parti üyeliklerinin demografisi, sosyolojisi ve ideolojisini incelediğini ancak bunun psikoloji boyutuna ilişkin neredeyse hiç araştırma yapılmadığını fark ettiklerini aktarıyor. Bu boşluğu doldurmak amacıyla yürütülen güncel araştırmayı açıklıyor.
Bu karanık özelliklere gelindiğinde, tanıyı psikolog John Rauthmann’ın tanımlarından aldık. Ruh sağlığı alanında bir kişiyle yüz yüze görüşmeden ona kişilik bozukluğu teşhisi koymak etik dışı kabul edilir ve biz kesinlikle psiyatrist değiliz.
Araştırmacılar
Narsisizm, “büyüklük taslayan ve abartılı bir benlik algısı taşıırken başkalarını aşağılayan eğilim” olarak tanımlanıyor. Narsist kişilerin son derece kibirli olduğu, dikkat ve hayranlık aradığı gözlemleniyor. Ayrıca üstünlük, otorite ve haklılık duyguları sergileyebileceği gibi gösterişçilik, övünme ve manipülasyon eğiliminde de olabiliyorlar.
Makavelyanizm ise “kinik, insan düşmanı, soğuk, pragmatik ve ahlaksız inançlara yönelik eğilim” biçiminde tanımlanıyor. Aynı zamanda güç ve para gibi hedeflerin peşinden koşma ve manipülatif taktikler kullanma ile karakterize oluyor.
Psikopati ise tersine, “dürtüselt heyecan arama, manipülasyon ve topluma karşı davranışlar” ile öne çıkıyor. Psikopat kriterlerini karşılayan bir kişinin yüzeysellik, empati ve pişmanlık eksikliği göstermesi muhtemel olup, yüzey düzeyinde çekici bulunabiliyor. Makavelyan özelliklere sahip kişiler gibi onlar da manipülatif olabiliyor.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırmacıların çalışması, partilerin üyelerinin bu üç özelliği ne ölçüde sergilediğini incelemek için, söz konusu özelliklere ışık tutan ifadeleri kabul veya reddetmeye dayalı sorular yöneltiyor. Bu ifadeler arasında “grup etkinlikleri benim olmadan sıkıcı olmaya meyillidir”, “gelecekte faydalı olabilecekleri için diğerleriyle doğrudan çatışmaktan kaçınmak” ya da “benimle uğraşanlar her zaman pişman olur” gibi cümleler yer alıyor.

Araştırmacılar ardından, karanlık üçlü özelliklerini sergileyen parti üyelerinin – en azından soyut düzeyde – bu özellikleri de gösteren liderleri tercih edip etmediğini inceliyor. Bunun için gerçek isimli liderlerden kaçınarak, hayranlık duydukları veya küçümsedikleriliderlik karakteristiklerinden bahsetmelerini istiyor. Her biri bir karanlık üçlü özelliğine bağlanıyor; örneğin kendini istisnai gören bir lideri sevme, amacına ulaşmak için insanları manipüle etmeye hazır olma ya da birinin duygularını incitmekten rahatsız olmama durumlarını kapsıyor.
Araştırmacılar, üyelerin karanlık üçlü ölçülerinde ne kadar yüksek puan alırsa, o kadar olası biçimde “karanık” liderleri tercih ettiğini bulduğunu belirtiyor. Ardından bu liderlerin hangi siyasi partilerin üyeleri arasında daha fazla destek bulabileceğini incelemek için çalışmaya devam ediyor.
Sonuç, Reform UK ve Muhafazakâr Parti üyelerinin karanlık üçlü ölçülerinde İşçi Partisi, Liberaldemokratlar ve Yeşiller üyelerine göre daha yüksek puan aldığını gösteriyor. Ayrıca güçlü karanlık three traits özelliklere sahip parti üyeleri, bu özellikleri sergileyen liderleri tercih etme eğiliminde.
Araştırmacılar
Muhafazakâr ve Reform üyelerinin Boris Johnson ve Nigel Farage gibi popülist liderlere yönelmesi belki de sürpriz değil. Birçok açıdan bu kişiler, olduklarılider tipini somutlaştırıyor; kendilerine son derece özgüvenli ve çekiciliği “alfa” tipli, alıncaksız bir tutumla birleştiren karakterler olarak tanımlanıyor.
Araştırmalar ayrıca, merkez sağ Muhafazakâr Parti ile popülist radikal sağ Reform UK üyeleri ile diğer yanda Yeşiller, İşçi Partisi ve Liberaldemokratlar üyeleri arasında bir yakınsama olduğunu—bizim örneğimizde yalnızca ideolojik değil, psikolojik bir yakınsamayı—destekliyor.
Bu bulgu, siyaset bilimciler arasındaki ortaya çıkan görüşü destekleyen yeni bir kanıt niteliğinde: İngiltere’nin artık iki partili değil iki bloklı bir siyaset yapısıyla karakterize edildiği yönündeki konsensüs. Bu durum, gelecek genel seçimlerde taktiksel oy kullanımına büyük etkiler taşıyor.
Bloklar arasında azalır bir seçici hareketi varsa, beklenecek şey seçicilerin kendi bloklarında rakip blok adayını yenme şansı en yüksek partiye destek vermesi olacak. Bu durum, Andy Burnham’ın Makerfield’daki başarısıyla sonuçlanan dahil olmak üzere birkaç son ara seçimde görüldü. Yeşil veya Liberaldemokrat oyu kullanması muhtemel olanların taktiksel oylarıyla desteklenen başbakan, kağıt üzerinde ilk başta Reform için iyi bir aday gibi görünmeyen bir sandalı kazandı.
Eğer haklıysak, İngiltere’si parti üyeleri bu taktiksel oy kullanımını dolaylı biçimde kolaylaştırabilir. Örneğin, bölünmenin diğer tarafındaki favori adayı yenme açısından daha iyi konumda görünen kendi bloklarından bir rakibe karşı kampanya yürütmede az çaba göstererek.
