Doğada çok sayıda aday arasından seçim yapmanın getirdiği kararsızlık, gri ağaç kurbağlarında (Hyla versicolor) da gözlemlendi. ABD’nin Tennessee eyaletinde laboratuvar ortamında yürütülen yeni bir çalışmada, araştırmacılar dişi ağaç kurbağlarının, çiftleşme sezonunda birden fazla erkeğin çağrısı karşısında karar vermekte zorlandığını ve tercih ettikleri kaliteli çağrıyı seçmede başarının düştüğünü tespit etti. Çalışma, hayvanlardaki bilişsel kısıtlamaların doğal ortamlarda eş seçimi nasıl etkilediğine dair yeni sorular açıyor.
Araştırmacılar, erkeklerin çiftleşme sırasında sesli bir şekilde bir araya gelip dişileri çekmeye çalıştığını, dişilerin ise çağrı uzunluğu gibi birkaç özelliğe göre eş seçtiğini açıkladı. Uzun çağrılar daha cazip bulunuyor. Ancak çok sayıda erkek çağrısı arasında kalan dişilerin, en çekici çağrıyı seçmede daha yavaş kararlaştığı ve bazen 10 dakikalık pencere içinde karara bile varamadığı gözlemlendi.
Kararsızlığın Kaynağı: Enerjik Maskeleme Değil, Bilişsel Sınırlar
Araştırmacılar, deneylerini çağrıların birbirini kapatmadığı (üst üste binmediği) sadeleştirilmiş bir laboratuvar ortamında yürüttü. Bu sayede, başarısızlığın nedeninin araştırmacıların “enerjik maskeleme” dediği durum olmadığından emin oldular. Enerjik maskeleme, üst üste binen sinyallerin bir bireyin bir sinyali gürültüden ayırt etme ve algılama yeteneğini bozmasıyla açıklanan, iyi belgelenmiş bir olgudur.
Biyologlar uzun süredir dişi tercihlerinin sürüler (chorus) içinde zayıflayabildiğini biliyordu ve buna genellikle enerjik maskelemeyi açıklama çalıştırdılar. Yani çok sayıda üst üste binen sinyalin, kurbağların algısal sistemleri için bir zorluk oluşturduğu, böylece bireysel çağrıları ayırt edemedikleri varsayıldı.
Çalışmamız, bir dişinin kendi bilişsel sınırlarının, tercih ettiği eşi seçmesini zorlaştırabileceğini gösteriyor. Karşılaşılan zorluk, çok sayıda erkek arasından seçim yapmaktan kaynaklanıyor; erkekleri net şekilde duyamamaktan değil.
Çalışmayı Yapan Araştırmacı
Bu bulgu, erkeklerin bu bilişsel sınırlamayı istismar edebileceği ihtimalini de gündeme getiriyor. Daha az çekici erkekler, rekabetin yoğun olduğu büyük sürülere katılarak avantaj sağlayabilir. Tersine, daha attractive erkekler daha küçük gruplarda veya yalnız çağırarak fayda sağlayabilir.

Kaliteli Genlerin Kayba Dönüşme Riski
Gri ağaç kurbağlarında çağrı özellikleri, yavruların uyumluluğu (fitness) ile ilişkilendiriliyor. Dişiler gerçek bir sürüde tercih ettikleri çağrıyı ayırt etmekte zorlanırsa, en iyi genlere sahip erkekleri eş olarak seçemez. Böylece, normalde reddedecekleri erkeklerle çiftleşebilir. Daha az nitelikli erkekler ise daha az arzu edilen özelliklerini sonraki nesillere aktarır; bu da yavrular için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Araştırmacılar, deneylerini sadeleştirilmiş bir laboratuvar arenasında yürüterek “seçim yükü”nü (choice overload) diğer etkilerden izole edebildiklerini vurguladı. Çiftleşme sürülerinde dişilerin karşılaşacağı üst üste binen çağrılar, bitki örtüsü ve avcı riski gibi gerçek dünya karmaşası çıkarıldı. Ayrıca dişi seçimi sekiz çağrıyla sınırlandırıldı; oysa kurbağlar doğal ortamlarda çok daha fazla çağrı duyabiliyor.
Araştırmanın bir sonraki adımı, çağrıların üst üste bindiği ve hem duyusal hem de bilişsel işlemin muhtemelen devrede olduğu gerçek bir sürüde seçim yükünün ne kadar önemli olduğunun belirlenmesidir. Araştırmacılar özellikle, doğal sürülerde kararların gerçekten daha uzun sürüp sürmediğini ve dişilerin gerçekten daha az tercih edilen erkeklerle çiftleşipleşmediğini görmeyi umuyor.
Seçim Yükü Sadece Kurbağlara Özgü Değil
Seçim yükü, kurbağlara ya da yalnızca eş seçimine özgü değil. Araştırmacılar, arıların çiçekler, karıncaların potansiyel yuva alanları ve sivrisineklerin yumurta bırakma alanları arasındaki seçimlerde, rekabet eden seçenek sayısı arttıkça daha kötü kararlar verdiklerini gözlemiş. Son yıllarda yapılan sahanırcı (field cricket) ve ağaç kurbağı çalışmalarında da, bu hayvanların çağrılarına göre eş seçerken benzer örüntüler tespit edildi.
Bu artan kanıt birikimi, bilişsel kısıtlamaların hayvanların karar verme sürecinin genel bir özelliği olduğunu öne sürüyor.
