Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Gambiya ile Myanmar arasındaki soykırım davasında önümüzdeki haftalarda tarihi bir karar verecek. 2019’da Gambiya’nın başvurusuyla başlayan ve Myanmar’ın Rohingya halkına yönelik işlediği iddia edilen soykırımı merkeze alan bu dava, Divan’ın Myanmar’ın 1948 Soykırım Sözünü ihlal edip etmediğine dair bağlayıcı bir hüküm çıkaracak şekilde ilerliyor.
Davanın özünü oluşturan soru, Myanmar’ın Söz’ü ihlal edip etmediği yönünde; bir soykırımın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği değil. Uygulamada, Myanmar ordusunun 2016’dan bu yana Rohingya’ya yönelik uyguladığı şiddet kampanyasının, Söz’ün tanımladığı soykırım eylemlerine indirgenip indirgenmediğini ve bu eylemlerin arkasında soykırım niyeti (genocidal intent) yatıp yatmadığını belirlemek, mahkemenin önündeki en zorlu görev olarak öne çıkıyor.
Rohingya’nın Kimler Olduğu ve Neden Davaya Sahiplenen Bir Ülke
Rohingya, bugün Myanmar’ın Rakhine eyaleti olarak bilinen toprakların yerlisi. Budist çoğunluğun yaşadığı bu ülkede Müslüman kimliği taşıyan Rohingya topluluğu, uzun yıllardır ayrımcılığa ve zulme maruz kalmış. En çarpıcı örnek, 1982’de Myanmar’ın Rohingya’yı vatandaşlığa elverişli etnik gruplar listesi dışına çıkardığı yasa ile ortaya çıktı. Bu yasa sonucunda çoğu Rohingya vatandaşlığını, dolayısıyla en temel hak ve özgürlüklerini kaybetti.
Gambiya’da Rohingya’ya yönelik bir suç oluşmadığı için bu halkın Gambiya ile hiçbir bağı yok. Uluslararası hukukta ise herhangi bir devlet, bir ülkenin Söz’ü ihlal ettiğine inanıyorsa UAD’ye dava açma hakkına sahip. Mahkeme, Myanmar’ın yargılama yetkisi gerekçesiyle davanın engellenme girişimine karşı verdiği 2022 kararında bu ilkeyi teyit etti.
2016 ile 2017 arasında Myanmar silahlı kuvvetleri, Rakhine eyaletindeki Rohingya sivil halkına aşırı şiddet uyguladı. Kütle halinde katliamların, işkencelerin, zorla kaybettirmelerin, cinsel saldırıların ve tüm Rohingya köylerinin yıkımının izleri, Gambiya’nın davasında dosyanın bir parçası.
Bağlantı kaynağı
Binlerce Rohingya, Myanmar’dan komşu ülkelere, özellikle de Bangladeş’e kaçtı. Birleşmiş Milletler’in Myanmar için bağımsız uluslararası soruşturma misyonunun 2019 tarihli raporu, yaşanan şiddetin uluslararası hukukun en ağır suçlarına (the gravest crimes under international law) indirgenmesini sonucuna bağlamıştı.
İspatın En Zorlu Noktası: Soykırım Niyeti
Divanın hâkimleri şu anda, Myanmar’ın Soykırım Sözünü tanımladığı soykırım eylemlerini işlediğine dair delilleri tartıyor. Söz’ün II. maddesi, soykırımı “bir ulusal, etnik, ırksal veya dini grubu tamamen ya da kısmen yok etme niyetiyle” işlenen eylemler olarak tanımlar. Bu eylemler arasında katletmek, fizikî ve zihinsel işkence uygulamak yer alır; doğumları önlemek, çocukları gruptan ayırmak ya da grubun hayatta kalmasını imkânsız kılacak koşulları zorlamak da sayılır.
Myanmar’ın Rohingya’ya yönelik insan hakları ihlalleri tartışmasız bir gerçek olsa da, Söz’ün ihlali yönünde bir hüküm çıkarmak çok daha yüksek bir eşiği aşmayı gerektirir. Savcının karşılaştığı en karmaşık konu, niyeti ispatlamaktır. Bunun nedeni, Divan’ın “tek makul çıkarım” (only reasonable inference) ilkesine dayanmasıdır; yani faillerin eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonuç, soykırım işledikleri yönündedir.
Myanmar’ın Rakhine’deki operasyonlarının bir terörle mücadele misyonunun parçası olduğunu iddia etmesi, niyet kriterini kanıtlamayı zorlaştırıyor. Daha da zor olan, şiddetin bir askeri strateji olduğunu göstermek ve bunun “bazı isyançı askerlerin” (rogue soldiers) ürünü olup olmadığını ayırt etmektir; Myanmar daha önce iddia ettiği bu savunma, Divan’ın önünde ciddi bir zorluk oluşturuyor.
Divan Ne Karar Verecek ve Bu Kararın Etkisi
Divan, Myanmar’ın Soykırım Sözünü ihlal edip etmediğine karar verecek; bir soykırımın gerçekleşip gerçekleşmediğine değil. Uzmanların çoğu zaten bir soykırım işlendiği konusunda hemfikirdir. 2020’de Uluslararası Soykırım Bilimciler Derneği, Myanmar’ın Rohingya’ya yönelik suçlarını soykırım olarak tanıyan bir kararname kabul etmişti.
Davanın Gambiya lehine sonuçlanması halinde, Myanmar’ın Soykırım Sözüne yüklediği yükümlülükleri ihlal ettiği yönünde bağlayıcı bir hüküm yayımlanır. Bu, Myanmar’ın devlet sorumluluğunu (state responsibility) ortaya koyar. Ancak bu, Myanmar’a ya da iddia edilen soykırımla bağlantılı herhangi bir bireye yönelik bir ceza mahkûmiyeti değildir; bu yetki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne aittir.
Hüküm, Myanmar’a yönelik bir dizi emre de eşlik edecek biçimde şekillenebilir. Bunlar arasında Söz’ü ihlal eden her türlü faaliyeti durdurmak, soykırımın delillerini korumak, sorumlu kişileri sorgulamak ve cezalandırmak, mağdurlara tazminat sağlamaya çalışmak yer alır.
Myanmar’ın bu emirlere uyacağına dair bir garanti yoktur. UAD’ye bağımsız bir icra mekanizması yoktur; Divan, yalnızca devletlerin mahkeme emirlerine uyma istekçiliğine dayanır. Myanmar’ın sorumluluğu üstlenmek ve adaleti sağlamak istemezse, Divan’ın bunu zorlamasında nihayetinde elinde çok az şey kalır.
Bağlantı kaynağı
Yine de bu hüküm önem taşır. Myanmar, Rohingya halkını silme çabasına girişmiş gibi görünüyor. Önce yasal olarak, vatandaşlıklarını elinden alarak; sonra fizikî olarak, kütle halinde katliamlar ve zorla göç yoluyla, Rohingya köylerini yıkarak ve varlıklarının izlerini toprağa gömerek. Bir soykırım hükmü, Rohingya’yı ve uğradıkları zararı tartışmasız kılacaktır.
Bangladeş’teki 1,2 Milyon Mülteci İçin Bir Umut
Henüz Bangladeş’teki mülteci kamplarında, çoğu zaman son derece kırılgan koşullarda hapsedilmiş olan 1,2 milyondan fazla Rohingya için bir soykırım hükmü, bir çözüm yolunda umut getirebilir. Myanmar ve Gambiya’dan vatandaşlık haklarının geri verilmesi yönündeki resmi tanınma için yürütülen çabaları güçlendirebilir; Rohingya’nın vatanlarına dönebilmesi için gerekli olan bu iki gelişme, bir soykırım hükmünün getirdiği tanınma ışığında daha güçlü biçimde öne çıkabilir.
Myanmar milliyetçisi Win Ko Ko Latt, Gambiya’nın iddialarını kınayan bir mitingde konuşurken (2026 Ocak, Yangon) Myanmar’ın bu davaya verdiği tepki, taraflar arasındaki gerilimin sürdüğünü gösteriyor. Divan’ın önündeki süreç, hem hukukî hem de siyasetî boyutlarıyla, Rohingya’nın kaderini belirleyecek kritik bir aşamaya giriyor.


