Avustralya federal hükümeti, 2050 yılına kadar yetişkin nüfusunun yüzde 80’inin mesleki ya da üniversite eğitimi sertifikasına sahip olmasını hedefliyor ve bu oran günümüzdeki yüzde 60 seviyesinden önemli bir artış olarak nitelendiriliyor. Ancak yeni bir anket bulguları, çalışanların neredeyse yarısının aslında fazladan eğitim aldığını göstererek bu hedefin gerçekçi olup olmadığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bu durum, ülkenin eğitim politikalarını yeniden şekillendirmeye çalışırken, eğitimin yalnızca iş gücünü donanmakla değil, aynı zamanda bireyin kariyerini bir ömür boyu desteklemesiyle de ilgilendiğini hatırlatıyor.
Fazla Eğitilmiş ve Fazla Yetenekli Çalışanların Oranı Yükseliyor
Çarşamba günü açıklanan en güncel Ev Hâlinde, Gelir ve İşgücü Dinamikleri Avustralya (HILDA) anketine göre, 2024 yılında 18 ila 64 yaş arası çalışanların yüzde 49,5’i “fazla eğitilmiş” olarak sınıflandırıldı. Bu kavram, söz konusu kişilerin işlerini başarıyla yerine getirmek için ihtiyaç duydukları eğitim seviyesinden daha yüksek bir eğitim düzeyine sahip olduklarını ifade ediyor. Yani bir işin gerektirdiği minimum nitelikten fazlasını edinmiş çalışanlar, bu istatistiğin kapsamına giriyor.
Herhangi bir yargıya varmadan önce, dünyada neredeyse tüm ülkelerin bir nesil öncekinden çok daha fazla üniversite mezunu yetiştirmesinin ardındaki nedenlerin göz önünde bulundurulması yerinde bir yaklaşım olacaktır.
Haber metninden aktarılan değerlendirme
Buna ek olarak, aynı anket bulgularına göre çalışanların yüzde 25,7’si “fazla yetenekli” olduğunu belirtti. Bu durum, söz konusu bireylerin işlerinde sahip oldukları pek çok beceri ve yeteneği kullanmadıklarını ifade ediyor. Böylece hem eğitim düzeyinin hem de işte kullanılan yeteneklerin işin gerektirdiğiyle uyumsuzluğu aynı anda ortaya konmuş oluyor.
Anketin Yapısı ve Veri Toplama Süreci
HILDA, yılda bir kez uygulanan ve yaklaşık 17.000 Avustralyalıyı kapsayan bir anket olarak biliniyor. Her yıl katılımcılardan sahip oldukları en yüksek eğitim sertifikası soruluyor. 2012’den bu yana her dört yılda bir, anket aynı zamanda işini memnuniyetle tamamlayabilmek için gereken minimum eğitim düzeyi konusunda da katılımcıları soruyor. Gerçek eğitim düzeyi ile gereken minimum düzey arasındaki karşılaştırma, fazlalık oranlarının ölçülmesinin temelini oluşturuyor.
Verilerin gösterdiği gibi, fazlalığın en yüksek düzeyde görüldüğü meslekler işçiler, satış personeli, makine operatörleri ve kişisel ile topluluk bakım çalışanları olarak öne çıkıyor. Bu bulgular, eğitim sisteminin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla tam olarak örtüşmediği yönünde bir işaret taşıyor.
Dünya Çapında Yükselen Yükseköğretim Eğilimi
Son birkaç on yılda, dünyanın zengin ülkelerinde yükseköğretime ulaşan yetişkinlerin oranında sürekli bir artış gözlemleniyor ve pek çok gelişmekte olan ekonomi de aynı yönde ilerliyor. İkinci dünya savaşı sonrası döneme kadar uzanan süreçte, çoğu ülke yükseköğretimin katılımını genişleterek işgücünü donatmayı ve bunun ekonomik büyümeyi tetikleyeceğini umdu.
Avustralya da bu eğilimden farklı değil. Örneğin, 15 ila 74 yaş arası kişilerin lisans derecesi veya üzeri bir eğitim düzeyine sahip olma oranı, 2016’daki yaklaşık yüzde 26 seviyesinden 2025’te neredeyse yüzde 34’e kadar yükseldi. Bu değişim, ülkenin eğitim hedeflerini belirlerken dikkate aldığı uzun vadeli perspektifi yansıtıyor.
Eğitimin Amaçları ve Ekonomik Kuramlar
Kişilerin eğitim almaya yönelmesinin ardında, iş bulabilmek ve daha fazla para kazanma ile daha çok iş imkânı elde etme gibi nedenler yer alıyor. Ancak bu, tek başına yeterli açıklama niteliği taşımıyor. İnsanların eğitim almasının ardında, konuya ilgi duyma ya da sunabileceği olanakları keşfetme gibi başka motivasyonlar da bulunuyor.
Kurs seçimi konusunda yapılan son araştırmalara göre, bireylerin dersin maliyeti ya da potansiyel kazançları yerine kişisel ilgi alanlarını önceliklendirdikleri görülmektedir. Bu durum, iş ile eğitim arasındaki uyumsuzluğun ekonomik iklimin zayıf olduğu dönemlerde daha belirgin hale gelebileceğini, ancak bireylerin kariyerlerinin farklı aşamalarında aynı hissi taşımayabileceğini gösteriyor. Bir lisans derecesi, yalnızca tek bir işi değil, bir ömür boyu süren bir kariyeri destekleyebilir.
Eğitimle ilgili farklı ekonomik kuramlar da bulunmaktadır. Ekonomist Gary Becker, “insan sermayesi” ya da belirli bir iş için gereken beceri ve deneyime sahip olma konusundaki ünlü endişesiyle bilinir.
Ekonominin insan sermayesi yaklaşımı
Bu yaklaşım, bir sertifikanın belirli bir işe eşleşen ayrı bir beceri seti sağladığını öne sürer. Buna karşılık, diğer ekonomik araştırmalar, sertifikanın farklı bir işlev görebileceğini savunur. Örneğin, işverenlerin “iyi” bir aday olduğunu, örneğin vadeye zamanında ulaşabilen, uzun vadeli projelerde çalışabilen ve baskı altında iş görebilen bir aday olduğunu işaret eden bir sinyal olarak işleyebilir. Burada bir lisans derecesi, belirli becerilere sahip olmakla değil, daha geniş yetenekleri geliştirme ve göstermeyle ilgilidir.
İşgücü Piyasasının Değişen İhtiyaçları ve Gelecek Seçenekleri
Avustralya, üniversite finansmanına yönelik reformlar ve mesleki eğitim ile TAFE için daha fazla destek yoluyla üniversite sonrası eğitimi yeniden şekillendirmeye çalışırken, HILDA verileri birçok kişinin eğitimleri ile işleri arasında bir uyumsuzluk gördüklerini gösteriyor.
Kişilerin eğitim almasının ardındaki pek çok neden ve bu değerlendirmenin zamanla değişebilmesi göz önüne alındığında, son bulgular, çok sayıda seçenek sunan bir üniversite sonrası eğitim sisteminin açık bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini işaret ediyor. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın olan daha kısa yükseköğretim derecelerinin seçeneğine mi, yoksa “mikro sertifikalar” için daha fazla imkâna mı ihtiyaç duyuluyor? Mesleki dereceler ve sertifikaların farklı kombinasyonları, örneğin kısa kurslar şeklinde mi gerekli?
İşgücü piyasalarının ihtiyaçları sürekli olarak değiştiği için, bazı beceri uyumsuzluklarının kaçınılmaz bir maliyet olacağı söylenebilir. Ancak hangi eğitimin sunulacağına karar vermek, eğitim almaya devam etmenin ardındaki tüm nedenlerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini gerektirir.
[…] […]