📅 Pazar, 20 Eylül 2026 ☀️ İSTANBUL 30.5°C
BIST 100: ▲ 13.284,42 USD/TRY: ▲ 48,76 EUR/TRY: ▲ 56,05
BAĞIMSIZ EDİTORYAL HABER & ANALİZ AĞI
EDİTÖR MASASI: CANLI YAYIN
● DOĞRULANMIŞ KAYNAKLAR
🔥 SON DAKİKA
Gündem

Popülacılıkta “Halk” Kimi Anlatıyor? Araştırmacılar Destekçilerin Gerçek İlişkisini İnceledi

Popülacılık hareketlerinin dünyada hızla yayıldığı bir dönemde, bu terimin aslında çok farklı ideolojileri ve siyasi figürleri kapsamasıyla anlamını...

EDİTÖR: BayHaber Haber Merkezi YAYIN: 16 Eylül 2026, 13:26 OKUMA SÜRESİ: 6 DAKİKA

Popülacılık hareketlerinin dünyada hızla yayıldığı bir dönemde, bu terimin aslında çok farklı ideolojileri ve siyasi figürleri kapsamasıyla anlamını yitirmiş durumda. Sağdan sola uzanan geniş bir yelpazede — Brezilya’nın Jair Bolsonaro’sundan Hindistan’ın Narendra Modi’sına kadar sağcı isimlerle, ABD’nin Bernie Sanders’ından İspanya’nın Pablo Iglesias’ına ve Güney Afrika’nın Julius Malema’sına kadar solcu figürlerin hepsine aynı etiketle bağlanıyor. Ancak araştırmacılar, bu hareketlerin ortak noktasında neyin yattığını anlamak için uzun süredir çalışıyor.

Konuya yaklaşan akademisyenler popülacılığı bazen bir ideoloji, bazen de bir söylem ya da hatta bir yönetim biçimi olarak tanımlarken, çoğu tanım üzerinde hemfikir oldukları tek bir temel fikir var: Bu hareketler toplumu “saf halk” ile “yozlaşmış elit” diye iki zıt grup arasında bölüyor. Araştırmacıların dikkatini çeken ise tam da bu “halk” kavramının ne anlama geldiği — çünkü destekçilerin kendilerini bu gruba dahil hissetmesinin, popülacılığın çekiciliğini anlamak açısından kritik bir sorunu barındırdığı görülüyor.

“Halk”ın Esnek Tanımı Gücü Veriyor

Bazı yazarların da vurguladığı gibi, “kimin halk olduğunu” belirlemenin belirsizliği, popülacılığın güçlü çekiciliğinin anahtarlarından biri olarak görülüyor. Kavramın geneli ve esnekliği sayesinde farklı ülkeler arasında ve zıt siyasi ideolojiler içinde yol alabiliyor; bu da değişik seçmen gruplarının kendilerini aynı daha geniş bir toplulukla özdeşleştirmesine olanak tanıyor.

Bu esneklik yalnızca “halk” kavramına özgü değil — “kurumlar dünyası” ya da “elitler” gibi terimler de benzer amaçla, “halk”ın dışındaki kişileri genelleştirerek işaret etmek için kullanılıyor. Dahası, bu hayali gruba dahil edilen kişiler oldukça farklılık gösterebiliyor. Örneğin Fransa’nın sağcı popülist figürü Marine Le Pen, Fransız vatandaşlarına öncelik veren politikaları desteklerken “halk”ı kültürel bir kimlikle bağlıyor.

Bazıları ise kavramı doğrudan ulusal gruplamalarla örtüşecek şekilde kullanıyor. İspanya’nın popülist radikal sağ partisi Vox, mesela sık sık “İspanyol halkının” adına konuştuğunu iddia ediyor. Diğerleri de ekonomik açıdan dezavantajlı grupları kastediyor — Alman popülist Sahra Wagenknech gibi, yıllardır siyasetçiler tarafından “unutulmuş” olanların lehine daha yüksek ücret ve güçlü sosyal yardımlar çağrısı yapan isimler bu kategoriye giriyor.

“Biz halkız. Brexit partisi de halktır.”

Brexit’in mimarı, İngiliz popülist siyasetçi Nigel Farage

Pek çok popülist figür ve parti, “halkı” aynı zamanda birleşik ve ahlaken iyi bir grup olarak sunarken, kendi çıkarlarının yozlaşmış elitler tarafından görmezden gelindiğini ya da ihanete uğradığını öne sürüyor. Kendilerini çözüm olarak konumlandırıyorlar — ezilen, ihmal edilen seçmeni anlayan ve ona hizmet eden tek güce dönüşüyorlar.

Araştırmacıların dikkatini çeken bir diğer nokta ise bu hayali topluluk içinde kimin dahil edildiği kadar, dışarıda bırakıldığı da. Sağda bu ayrım çoğu zaman kültürel ya da ırksal çizgiler üzerinden gerçekleşirken, solda genellikle daha zengin sosyal sınıfların dışına itilmesi söz konusu oluyor.

Destekçilerin Gerçek İlişkisi

Bu bağlamda araştırmacılar, bireysel seçmenlerin “halk”la ne kadar özdeşleştiğini ölçen önceki çalışmaların ötesine geçiyor. Bir topluluğun üyeliğine mensup olmanın anlamını gerçekten kavramak için, destekçilerin bu hayali toplulukla ilişkilendirdikleri yorumları, duyguları ve deneyimleri de göz önüne almak gerekiyor.

Bu amaçla farklı popülacılık hareketlerinin destekçileriyle görüşmek bir yol; bu destekçiler arasındaki çevrimiçi topluluklardaki iletişime bakmak ise başka bir yol olarak öne sürülüyor. Bu alanlar, siyasi mesajları birlikte yorumlayacak, ortak bir kimlik ve aidiyet duygusu geliştirecek ve “halk”a kimi dahil edecek — kimi dışlayacak biçimini müzakere edebilecek coğrafi sınırları aşan uzaylar sunuyor.

Araştırmacıların kendi çalışması da bu iki yönden ilerledi. Son bir araştırmada, 6.000 çevrimiçi topluluk etkileşimi analiz edildi ve sağ ile sol popülist destekçilerle yapılan 33 derinlemesine görüşme inceleniyor. Analiz, popülist destekçilerin “halk”la üç biçimde özdeşleştiğini gösterdi: grubu nasıl hayal ettikleri, ona duydukları hisler ve üyeliğin kendilerine nasıl yaşattıkları üzerinden.

Önceki araştırmalarla uyumlu biçimde destekçiler “halkı” genellikle çalışkan, haklı ve ahlaken meşru bir grup olarak hayal ediyor. Sağcı destekçiler bu kimliği kültürel aidiyetle bağlarken, solcu destekçiler işçi sınıfı kimliğini öne çıkarıyor.

Ancak bu özdeşleşme aynı zamanda güçlü biçimde duygusal da. Destekçiler tercih ettikleri popülist siyasetçilere karşı yakın sevgi ve sadakat gösterirken, elitlere, rakiplere ve topluluğu tehdit gördükleri gruplara öfke ile korku duyuyorlar. “Halkın” diğer üyelerine — bu topluluk ya soyut düzeyde ya da çevrimiçi ya da yüz yüze iletişimde bulundukları belirli kişilerden oluşmuş biçimde — derin bir sevgi ve anlayış besliyorlar.

Ayrıca destekçiler “halkı” ilişkiler ve siyasi katılım üzerinden de yaşıyor. Algılanan “halk” üyeleriyle etkileşim aidiyet, onaylanma ve anlam yaratırken; siyasi faaliyet — çevrimiçi olsun ya da offline ralli ve protesto biçiminde — bu topluluk duygusunu güçlendiriyor ve daha fazla katılıma teşvik ediyor.

Bunların bir araya getirilmesi, popülist desteğin yalnızca siyasi fikirler veya politikalarla ilgili olmadığını gösteriyor. “Halk” kavramının esnekliği sayesinde siyasetçiler onu çarpıcı biçimlerde çerçevelendirebiliyor ve destekçilerin yorumları bu siyasi mesajlarla örtüşüyor. Ama aynı zamanda umut verici de; kendilerini bu gruba dahil görenlere bir topluluk ve aidiyet duygusu sunuyor. Bu özdeşleşme, destekçilere ait olduklarını hissetmelerine, başkaları tarafından anlaşıldıklarını düşünmelerine ve ortak bir amaca bağlanmalarına olanak tanıyor.

İlginizi Çekebilir: Sentetik Veri Çağı: Gizliliği Korurken Kim Bu Dünyayı Yapıyor? →
Kaynak: The Conversation ↗
B
BAYHABER CAPITAL EDİTORYAL MASASI

BayHaber Haber Merkezi

Doğrulanmış kaynaklar, tarafsız editoryal ilkeler ve bağımsız yayın standartları doğrultusunda hazırlanan güncel gelişmeler.

“Popülacılıkta “Halk” Kimi Anlatıyor? Araştırmacılar Destekçilerin Gerçek İlişkisini İnceledi” için bir yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Link ve komut kopyalandı!