abhorrent violent conduct tanımlamasıyla, Avustralya’nın hükümetinin çevrimiçi güvenlik kanunu kapsamında öldürme içeren şiddetli materyallerin erişimini engelleme yasal güce sahip olduğu belirtiliyor. Ancak uygulamanın zorlukları ve sınırları bulunuyor.
kanunun oluşturulmasında etkili olan faktör olarak gösterilen 2019 Christchurch katliamı, işlenen şiddetin canlı yayınının internet üzerinde çoğalmasıyla tetiklenmişti. Avustralya’nın Online Safety Act’i, hükümetin halkı zararlı ve rahatsız edici materyalleri görüntülemekten korumak amacıyla tasarlandı.
eSafety Komisyoncusu’nun düzenleyici rehberi, abhorrent violent conduct’u terörizm, cinayet, işkence, tecavüz ve kaçırma gibi şiddet türlerini içerecek şekilde tanımlıyor. Bu davranışlar doğaları gereği yasa dışı.

Ancak ateş takımıyla idam eşit derecede şiddetli olsa da ABD’de yasal. Dolayısıyla kanun açısından gri bir alan oluşturabileceği vurgulanıyor.
Nasıl Engellenir?
Avustralya hükümetinin idam videosunun abhorrent violent conduct kapsamına girdiğine ve ülkede engellenmesi gerektiğine karar vermesi halinde bunu yapması zor olabilir. Hükümet, ABD hükümetinden canlı yayını durduramay veya engelleyemiyor; bu nedenle içerik internet üzerinde erişilebilir hale gelecektir.
Online Safety Act kapsamında hükümet sanal özel ağların (VPN) yaygın kullanımından kaynaklanan teknik zorluklarla karşılaşıyor. Bu yasal hizmetler, kullanıcıların Avustralya dışındaymış gibi içeriğe erişmesini sağlıyor. Bu noktada, hükümetin engellediği şiddetli materyali görüntülemek bireysel bir tercihe dönüşüyor.
X sosyal medya şirketi, 2024 yılında Sidney’deki bir kilise saldırısından grafik görüntülerin platformundan kaldırılmasına yönelik karara başarıyla itiraz etti ve ifade özgürlüğü gerekçesiyle Elon Musk’ın desteğini aldı.
İfade Özgürlüğü Meselesi?
Online Safety Act’in engelleme güçleri tamamen sınırsız değil; kamu yararı bir faktör olarak dikkate alınıyor. Örneğin, şiddetli içerik haber muhabirliğinin bağlamında makul biçimde kullanılıyorsa engelleme yükümlülüklerinden muaf tutuluyor.
İfade özgürlüğünün savunucuları, ABD ateş takımıyla idamından görüntülerin erişiminin kamu yararına ilişkin bir konu olduğunu ileri sürebilir. Bu da hükümet ve eSafety Komisyoncusu için değerlendirilecek başka bir unsur oluşturuyor.
Yasal sorumluluklarının ötesinde ahlaki mesele de var. İfade özgürlüğünün savunucuları bu ilkeyi çoğu zaman mutlak görüyor; ancak tüm özgürlükler sorumluluklarla geliyor. Hangi kaynaktan ve hangi amaçla olursa olsun internet üzerinde abhorrent materyale erişim söz konusu olduğunda, hükümet halkı zarardan korumaya yönelik ahlaki yükümlülüğünü her zaman göz önünde bulundurmalıdır.
Toplum olarak ifade özgürlüğünü değerli sayarız, ancak zarar söz konusu olduğunda bu özgürlüğe sınırlar konulabileceğini kabul ederiz. Bu yüzden ifadə özgürlüğüne ilişkin birçok koruyucu düzenleme ve yasa zaten mevcut — ister ifa, ister siber zorbalık ve taciz, isterse de gençlerin sosyal medyaya erişimine yönelik kısıtlamalar olsun.
Avustralya, ABD’den canlı yayınlanan kamu idamı meydan gelmebu mücadelede yalnız değil. Yeni Zelanda, Hollanda, Danimarka, Fransa ve İspanya hükümetleri de benzer şekilde seçeneklerini değerlendiriyor.
İfade özgürlükleriyle zararlar arasındaki dengeyi ve teknolojik lojistiği internet çağında nasıl kuracağımız konusunda bu vaka, hiçbir ülkenin çevrimiçi potansiyel zararlı içerik konusunda bir ada olmadığıny gösteriyor.
