Yemen’deki İran destekli Husi milisler, küresel deniz taşımacılığı için hayati öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı’nı deniz ablukası altına alma girişimini sürdürürken, güçlerinin Kızıldeniz’de bir Suudi petrol tankerine balistik füze ile saldırdığını açıkladı. Husiler, “Saldırı isabetli ve doğrudan oldu; gemide yangın çıkmasına ve hedef bölgedeki diğer gemilerin kaçışına neden oldu” şeklinde bir açıklama yaptı.
Husi iddiaları, İngiliz denizcilik kurumunun Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısı açıklarında “kimliği belirsiz bir cisim”in isabet etmesi sonucu yangının çıktığı bir tankerde meydana geldiği yönündeki açıklamasından kısa süre sonra geldi. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), “Şirket Güvenlik Görevlisi, ana güvertede gemide yangına yol açan kimliği belirsiz bir cisimle bir tankerin vurulduğunu bildirdi” dedi. Kuruluş ayrıca, “Tüm mürettebat güvenli ve sayımları yapıldı; herhangi bir çevresel etki rapor edilmedi” şeklinde ekledi.
Olayın Suudi Arabistan’ın Yanbu kentinin 63 deniz mili batısında gerçekleştiği belirtildi. İngiliz deniz güvenliği şirketi Vanguard Tech de, Suudi bayraklı bir geminin füze isabeti sonucu yandığını bildirdi. Bab el-Mendeb Boğazı, Güney Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayarak küresel deniz ticaretinin yaklaşık %12’sini oluşturuyor.
Husi milisler, Gazze’deki İsrail-Hamas savaşı sırasında İsrail ile bağlantılı gemilere yönelik operasyonlarla bu hattı ciddi şekilde aksatmış ve bunu Filistinlilere destek göstergesi olarak sunmuştu. Bab el-Mendeb’deki bu kampanya, Körfez’in diğer kritik dar boğazı olan Hürmüz Boğazı’nın, iki taraf arasındaki geçici anlaşmanın çökmesiyle ABD-İran savaşının sürmesi nedeniyle hala abluka altında olduğu bir döneme denk geliyor.
Husi milislerin, boğaza geçen yük gemileri için İran’ın Hürmüz’de uygulamaya koymayı düşündüğü benzeri bir geçiş ücreti getirilmesi konusunda Tahran ile görüşmeler yaptığı bildiriliyor. Gerilim tırmanırken, resmî adı Ansar Allah olan grup, geçen ay ülke için deniz ablukası ilan etmesinin ardından Suudi Arabistan’a ait gemilere saldırıyor.
Grubun, Yemen’in başkenti Sana’da bir İran uçağını karşılamasının ardından temmuz ayında çatışmalar patlak vermiş ve karşılıklı saldırılar dalgasını tetiklemişti. Son çatışma dalgasının başlamasından bu yana Husiler Kızıldeniz’de Suudi tankerlerini vurmuş ve Yemen hükümet güçlerine saldırmıştı. Suudi Arabistan ise o tarihten bu yana Yemen’in Kızıldeniz’deki ana limanı Hudeyde’de Husi askerî mevzilerine ve altyapısına yönelik hava saldırıları düzenlemişti.
Bu ablukanın, Suudi Arabistan’ın günde milyonlarca varil ham petrol ihraç etme kapasitesini tehdit ettiği belirtiliyor. Riyad, 31 Temmuz’da, Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu 14 ülkenin Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını korumak için bir kuruluş bildirisi imzaladığı yeni bir çok uluslu deniz savunma koalisyonu açıklamıştı.
On yılı aşkın süredir kendi savaşına gömülmüş olan Yemen, Husilerin ülkenin uluslararası alanda tanınan hükümetiyle 2022’de yapılan ateşkesi bozmasıyla geçen ay İran’la yürütülen savaşa sürüklenen son ülke oldu. 2014’ün sonlarında Sana’yı basıp cumhurbaşkanlığı sarayı ile kilit askerî noktaları ele geçirerek Yemen hükümetini sürgüne zorladıktan sonra iktidara gelen Husiler, Tahran’ın sözde “Direniş Ekseni”nin bir parçası. Bu Ekseni, Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas ve Irak’taki milisler de dahil olmak üzere bölgedeki birçok ülkede faaliyet gösteren ve tamamı farklı düzeylerde İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından desteklenen, eğitilen ve silahlandırılan militan grupların gevşek bir ağı oluşturuyor. Husiler Yemen kıyılarının Bab el-Mendeb’e bakan kesimini kontrol etmese de, boğaza 100 kilometreden daha az mesafedeki toprakları ellerinde tutuyor.
Husiler, Kızıldeniz geçiş ücretiyle İran’ın Hürmüz modelini gündeme getirdi
Kaynak: Euronews
Bir yanıt yazın