Kuzey Kutbu’na özgü narval balinalarının bükülmüş dişlerinin gizemleri, en son X-ray teknolojisi kullanılarak aydınlatıldı. Yüzyıllardır mitlerin odağı olan ve Orta Çağ’da “tek boynuzlu at dişi” olarak satılan bu yapılar hakkında uluslararası bir araştırma ekibi, dişin bükülmüş yapısının nasıl oluştuğu konusundaki sırrı çözdü. Ancak, narvalın bu yapıyı ne için kullandığı hala kesin olarak bilinmiyor.
Araştırmacılar, Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, balinanın dişi üzerindeki 3 boyutlu X-ray analizlerinin, dişin sadece tek bir spiralden değil, iki farklı spiraldan oluştuğunu gösterdiğini belirtti. Dış kısımda sol tarafa doğru bükülme varken, iç kısım ise zıt yönde bükülerek “biyolojik bir denge” oluşturuyor.

Narval dişinin aslında ağızdan ve dudaktan çıkan sol kanin dişi olduğu, 2 metreyi aşabilen bu yapının insanlarda görülen dişler gibi dış yüzeyde emaye bulunmadığı, ancak içte dentin ve dışında ise cementum bulunduğunu da eklediler. Çoğu uzman, narval dişinin öncelikle erkeklerde bulunduğu için cinsel bir sinyal işlevi gördüğüne inanıyor. Ancak, bazı dişi bireylerde de görülebildiği ve bazı erkeklerin bu yapıya sahip olmadığı için bu konudaki tartışmalar devam ediyor.
Bazı bilim insanları, dişin suyun sıcaklığı, tuzluluk oranı ve kimyasal değişiklikleri algılayabildiğini öne sürse de, Grönland’daki deniz biyologları bu konuda herhangi bir kanıt bulamamışlardır. Çalışmanın baş yazarı Dr. Adrian Rodriguez-Palomo, yaptığı açıklamada , bu tür kapsamlı bir araştırmanın daha önce hiç yapılmadığını vurguladı. Narval dişinin büyüklüğü ve karmaşık yapısı nedeniyle, araştırmacılar MAX IV (İsveç), Swiss Light Source (İsviçre) ve European Synchrotron Radiation Facility (Fransa) olmak üzere üç büyük parçacık hızlandırıcı X-ray kaynağının yeteneklerini bir araya getirmek zorunda kaldılar.

Araştırmacılar, dişin içindeki mineralize kolajen liflerinin yönelimini incelemek için özel bir 3 boyutlu X-ray tekniği kullandılar. Bu analizler, dış cementumda sol eline dönük bir spiral varken, iç dentinde ise sağ eline dönük bir spiralin bulunduğunu gösterdi. Bu iki zıt yapı, dentin ve cementum arasındaki karmaşık bir biyolojik sınırlamada bir araya geliyor.
Çift spiral yapısı, dişin sertlik özelliklerini artırıyor ve doğadaki gelişmiş malzemelerin nasıl oluşturulduğuna dair yeni bilgiler sunuyor. Dr. Rodriguez-Palomo, bu yapının hayvanın yaşamı boyunca korunduğunu ve genetik olarak programlandığını belirtti. Bu keşif sadece narval balinalarının gizemli yapısına ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda inşaat ve tıp gibi alanlarda kullanılabilecek yeni kompozit malzemelerin geliştirilmesine de ilham verebilir.

Narval dişleri, hayvanın yaşamı boyunca değişen çevresel koşulların bir “tarih kaydı” niteliği taşıyabilir. Kuzey Atlantik’te yaşanan hızlı değişimlerin bu yapıdaki sert dokularda izlenebildiği araştırmalar devam ediyor.
Kaynak: Goodnewsnetwork
Bir yanıt yazın