Ekim 2020’de binlerce genç Nijeryalı, polis şiddetine son verilmesini isteyen sokaklara döküldü. Başlangıçta yalnızca polis vahşetine karşı bir kampanya olarak başlayan #EndSARS hareketi, kısa sürede çok daha büyük bir şeyin habercisi oldu. Artık hareketin altı yıl geçtiği 2026’da soru, o günlerde ne yaşandığından çok, o hareketin nesle bıraktığı izden geçiyor: Bir kuşak, artık hem siyasete daha derin bir şekilde katılmak hem de ülkeyi terk etmek arasında sıkışmış durumda.
2020’de Lagos sokaklarında toplanan protestocular, o dönemin atmosferini simgeliyordu. 
Global Voices’ün Eylül 2026’da yayımladığı “Spotlight” serisinin bir parçası olan bu yazı, Cali-Dibang Nshua tarafından kaleme alındı. Yazar, hareketin genç Nijeryalılara “katılmanız gerekiyor” mesajını verirken, aynı zamanda bazılarına “buradan ayrılmam gerekiyor” düşüncesini aşıladığını öne sürüyor. Nijerya, 2027’deki genel seçimlere yaklaşırken, tartışma artık hareketin kendisinden çok, hareketin yarattığı mirasın üzerine kayıyor.
Sesini Bulduğu Bir Kuşak
#EndSARS öncesinde Nijeryalı gençler, resmi siyasette düşük katılım oranlarıyla tanımlanıyordu. İnsanlar oy vermeye teşvik edilse de pek çoğu siyasi partilerden ve kurumların dışında kaldı. Protestolar bu anlatıyı yerle yeksan etti. Sosyal medya ve fiziksel mobilizasyon aracılığıyla genç Nijeryalılar, geleneksel siyasi yapıların dışında organize olabildiklerini gösterdi. Fon topladılar, tıbbi yardım koordine ettiler, bilgi paylaştılar ve Nijerya’nın ötesine uzanan ağlar kurdular.
Hareket aynı zamanda dijital alanların siyasi gücünü de ortaya koydu. Sosyal medya, gençlerin polis şiddetini belgelemesine ve geleneksel medyaya ya da siyasi örgütlemeye tam olarak bağırmadan birbirleriyle iletişime geçmesine imkân verdi. Katılımcıların pek çoğu için bu deneyim, vatandaşlık anlayışını değiştirdi. Artık kendilerini Nijerya siyasetini kenardan izleyen insanlar olarak değil, aktif katılımcılar olarak görüyorlardı.
2025’te 400 kişiyle yapılan bir araştırmada, siyaset bilimci Solomon Temitope Omotayo, #EndSARS protestoları ile gençlerin siyasi katılımı arasındaki ilişkiyi inceledi. Araştırması, protestolara katılım ile daha sonraki siyasi katılım arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir olumlu ilişki olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yarısından fazlası, protestoların ardından seçimlere ve yönetişime yönelik katılımının arttığını bildirdi. Omotayo’nun bulguları, #EndSARS’ın pek çok genç Nijeryalı için yalnızca polis vahşetine karşı bir protestodan öte, siyasi bilinçlenmenin bir giriş noktası haline geldiğini gösteriyor.
Bu argümanı daha da ileri taşıyan, Toyin Segun Onayinka, Omolola Oluwasola ve Obasanjo Joseph Oyedele’nin daha yeni bir araştırması, #EndSARS’ı ve ardından gelen “Obidient” hareketini, medyadan desteklenen siyasi aktivizmin biçimleri olarak ele alıyor. Araştırmacılar, sosyal medya aktivizmi ile gençlerin oy kullanma ve siyasi koltuk için yarışma niyetleri arasında anlamlı ilişkiler buldu. Ancak bulgularında dikkat çekici bir çelişki de barındırıyor: Daha güçlü bir siyasi mobilizasyon, otomatik olarak siyasi güce dönüşmüyor.
Daha Güçlü Mobilizasyon Değişimi Garantilemiyor
Araştırmada incelenen aktivizm, 2023 başkanlık seçiminin sonucunu değiştirmemiş. Bu ayrım önemli. Bir hareket, siyasi gücü kimin elinde tuttuğunu ya da siyasi kurumların nasıl işlediğini anında değiştirmediği halde, bir kuşağın siyaseti nasıl anladığına dair değişim yaratabilir.
Buna ek olarak, gösterilerin etrafında yaşanan şiddet, özellikle 2020 Lekki Ateşkesi olayları, pek çok katılımcı için tanımlayıcı bir hafıza haline geldi. Birçok genç Nijeryalı, protestocuları bir demokraside değişim taleplegitimi bir yol olarak gördü. Ancak #EndSARS protestosunda ve sonrasında yaşadıkları deneyim, bu demokratik hakkı kullanmanın kendileri için ciddi sonuçları olabileceğini fark etmelerine yol açtı.
Khadijah Sanusi Gumbi ve Yahaya T. Baba’nın araştırması, #EndSARS protestolarının etrafında hükümet sorumluluğu, şeffaflık ve polis davranışı konularında siyasi güven açığına dair kanıtlar buldu. Olatunde Olayinka Ayinde, Oluwasemiloore Peace Atere, Ugonna Ibeawuchi ve meslektaşlarının çalışması da, protestocuların protestoculara kıyasla daha yüksek düzeyde psikolojik sıkıntı, depresyon, kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşadığını ortaya koydu. Aynı deneyim, bazı genç protestocuları siyasetin içine daha derin bir şekilde ittiğinde, diğerlerini siyasi sistemin gerçekten değişip değişemeyeceğini sorgulamaya itti.
Direnişten “Japa”ya
#EndSARS’ın ardından gelen yıllar, aynı zamanda “Japa” ifadesinin giderek daha öne çıkmasıyla da örtüşüyordu. Yoruba kökenli bu terim, kaçmak ya da koşturmak anlamına gelen bir deyim olup, özellikle ülkeyi terk etmeyi arayan gençler arasında yaygın olarak kullanılıyor.
“#EndSARS’ın Nijeryalı gençleri göç ettirdiğini” söylemek çok basit bir yaklaşım olur. Göç kararları birçok faktörün şekillendirdiği bir olgudur: işsizlik, enflasyon, güvensizlik, eğitim, altyapı eksikliği, sınırlı fırsatlar ve daha iyi bir yaşam kalitesi arayışı. Ancak #EndSARS deneyimi, bazı genç Nijeryalının geleceğini nasıl algıladığına dair daha büyük bir hikâyenin parçası olabilir.
Antropolog Jing Jing Liu’nun “Japa” olgusu üzerine yaptığı araştırma, Nijeryalı gençlerle göç deneyimlerini görüşerek ele aldı. Çalışması, ülkeyi terk etmeyi yalnızca ekonomik bir hesaplama olarak anlamadığını gösteriyor. Bazı insanlar için göç, kaçış ve hayatta kalma terimleriyle tanımlanıyor. 2024 tarihli çalışmalarında, ülkeyi terk eden orta sınıf gençler: “Japa” olgusu üzerinden Afrika’daki hayatta kalma göçünü yeniden düşünme” başlıklı araştırmada, 20 ila 35 yaşları arasında 21 Nijeryalı gençle görüşen Liu, onların ayrılma kararları etrafında bir aciliyet hissettiklerini inceledi.
Liu’nun araştırması, ekonomik kötüleşme, uzun süreli belirsizlik ve Nijerya’nın seyriyle ilgili hayal kırıklığının, ayrılmanın isteğe bağlı değil zorunlu olduğunu hissetmeyi yaratabileceğini gösteriyor. Başka bir yazısında “Japa, ya kaçmak ya da koşturmak: Nijeryalı gençler ve ayrılışın aciliyeti” başlığıyla yazar, dilin kendisinin taşıdığı anlamı da inceliyor. “Japa” ifadesinin kullanımı, bir ülkeden başka bir ülkeye geçmektен çok daha güçlü bir şeyi yakalıyor. Gençlerin artık dayanamayacakları koşullardan kaçma aciliyetini ifade edebiliyor.
Faith Adeyanju, Bukola Alao, Oyedamade Opakunbi ve Toluwalase Ajibade’nin çalışmalarının da “Japa”yı bir hayatta kalma stratejisi olarak ele aldığı görülüyor. Araştırmaları, Nijeryalı gençleri göçe iten faktörler arasında işsizliği, güvensizliği, gerçekleşmeyen umutları ve zayıf ekonomik gelişmeyi belirliyor. Bu çalışmalar, genç Nijeryalıların neden ayrıldığını gösteriyor; ancak #EndSARS’ın göçlerini doğrudan tetiklediğini kanıtlamıyor.
Bu ilişki, insanların kendi hikâyeleri üzerinden daha da derinlemesine incelenmeyi hak ediyor.
İtiraf: Kimi Tutuyor, Kimi Kaçırıyor
#EndSARS’ın belki de en çarpıcı mirası, genç Nijeryalıların bu deneyime aynı şekilde tepki vermemiş olmasıdır. Bir genç protestocudan, “Siyasete daha fazla katılmam gerekiyor” diye çıkması mümkündür. Başkası ise “Burada geleceğimi kuramam” diye sonuca varabilir. Bazıları ikisini de yaptı: Ülkeyi terk ederken, yurt dışından siyasete devam etti.
Bu durum, göçün mutlaka siyasi pasifliğe işaret ettiğini savunan görüşü karmaşıklaştırıyor. Bir Nijeryalı, ülkeyi terk ederken aynı zamanda bu tartışmadan da ayrılmadan kalabilir.
Altı yıl sonra #EndSARS, 2020’de yaşananlar için hatırlanan bir protestodan çok daha fazlası olmaya devam ediyor. Hareket, pek çok genç Nijeryalı için vatandaşlık, kolektif eylem ve güçle olan ilişkilerini nasıl anladıkları konusunda bir değişim yarattı. Sorunların çoğunu çözmediği doğru olsa da, insanları sokaklara çıkaran sorunları çözemedi; ancak insanları sorgulamaya, organize olmaya ve sorumluluk talep etmeye daha istekli bir kuşağı arka planda bıraktı.
