Londra, Ultra Düşük Emisyon Bölgesi’ni (Ulez) uygulamaya koyduktan yedi yıl sonra, araştırmacılar sadece kirlilik seviyelerini ölçmekle kalmayıp, aynı zamanda daha temiz havanın insan sağlığı üzerindeki etkilerini de değerlendirmeye başladı ve bu durum çocukların akciğerleri için önemli sonuçlar ortaya çıkardı.
Londra’da 2019 yılında uygulamaya konulan Ultra Düşük Emisyon Bölgesi (Ulez), trafik kirliliğini azaltmayı ve insanların soluduğu havanın kalitesini artırmayı amaçlıyordu. Yıllar boyunca, bu hedefe ulaşılıp ulaşılmadığının değerlendirilmesi genellikle yol kenarı ölçüm istasyonlarından elde edilen verilere, egzoz emisyonlarına ve araç sayısındaki değişikliklere dayanıyordu. Ancak şimdi, araştırmacılar daha somut bir şeye odaklanıyor: temiz havanın insan vücudunda nasıl etkiler yarattığına.
Bu en son bulgular, Londra ve Luton’daki 3.400’den fazla ilkokul öğrencisini kapsayan beş yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Araştırmacılar, Queen Mary Üniversitesi liderliğinde, Ulez’in merkezi Londra bölgesinde ve Luton gibi benzer bir şehirde bulunan okullardan öğrencileri karşılaştırdı.
Çocuklar, 2018 ile 2022 yılları arasında her yıl akciğer fonksiyon testlerine tabi tutuldu. Bu sayede bilim insanları, Ulez’in uygulanmasından önce ve sonra çocukların akciğerlerinin nasıl geliştiğini karşılaştırma imkanı buldu.
Ulez uygulamadan önce, Londra’daki çocukların akciğer kapasitesi Luton’daki çocuklara göre daha düşüktü ve aynı zamanda daha yüksek seviyelerde nitrojen dioksit (NO₂) gazına maruz kalıyorlardı. Ancak 2019’dan sonra, Londra’da NO₂ seviyeleri daha hızlı bir şekilde azalırken, çocukların akciğerleri de daha hızlı büyümeye başladı.
Ölçülen önemli parametrelerden biri olan FEV₁ (zorlu ekspirasyon), başlangıçta Londra’daki çocuklarda 38 ml daha düşüktü. Ancak dört yıl içinde, yıllık büyüme oranı Luton’daki çocuklara göre yaklaşık 10 ml daha fazla oldu ve çalışmanın sonunda bu fark neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Başka bir parametre olan zorlu vital kapasite (FVC) de Londra’daki çocuklarda daha hızlı iyileşti, ancak bu farkın tamamı kapanmadı.
Çalışmanın kıdemli yazarlarından Prof. Chris Griffiths, BBC’ye yaptığı açıklamada, bu gelişmelere “tamamen şaşırdığını” belirtti ve “Bu, iddialı bir temiz hava bölgesinin kirlilik seviyelerini düşürerek çocukların akciğer gelişimindeki olumsuz etkileri hızla ortadan kaldırabileceğini gösteriyor” dedi.
University of Leicester’dan Prof. Anna Hansell ise, bu iyileşmenin “muhtemelen çocukların yaşamları boyunca sağlıklarına önemli faydalar sağlayacaktır” şeklinde yorumladı ve aynı zamanda, bir gözlemsel çalışmanın her farkın Ulez tarafından mı kaynaklandığını kesin olarak kanıtlayamayacağını vurguladı.
İlk etapta sadece merkezi Londra’yı kapsayan Ulez, 2021 yılında iç Londra bölgesine ve Ağustos 2023’te tüm başkente genişletildi.
Bu bulgular, Ulez’in etkilerinin nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir dönüm noktasıdır. Geçmişte, Ulez ile ilgili tartışmalar genellikle emisyonların ne kadar düştüğü, sürücülerin daha temiz araçlara geçip geçmediği ve ölçüm istasyonlarının verdiği verilerle sınırlıydı. Şimdi ise araştırmacılar, bu değişikliklerin insanlar üzerindeki etkilerine dair kanıtlar toplamaya başlıyor.
Çocuklar, trafik kirliliğine karşı özellikle savunmasız oldukları için önemli bir grup olarak değerlendiriliyor. Çocukluk döneminde yaşanan akciğer gelişimi sorunları yetişkinlikte de devam edebiliyor ve solunum yolu ile kardiyovasküler hastalık riskini artırabiliyor.
Bu en son bulgular, aynı çalışma grubunun daha önce yayınladığı araştırmalarla da örtüşüyor. Bu çalışmalarda, Ulez’in bazı çocukların okula gidip gelme alışkanlıklarını değiştirdiği bulunmuştu. Araştırmaya göre, Ulez uygulandıktan sonra Londra’daki çocukların %42’si okula araba ile gitmek yerine yürümeye, bisiklete binmeye veya toplu taşıma kullanmaya başlarken, Luton’daki bu oran %20 olarak tespit edilmişti. Bu değişim özellikle okula daha uzak mesafede yaşayan çocuklarda daha belirgin olmuştu.
Rosamund Adoo-Kissi-Debrah ise, Londra’nın kirlenmiş havasının sonuçlarını bizzat yaşamıştı. Onun dokuz yaşındaki kızı Ella, 2013 yılında astım krizi sonucu hayatını kaybetti ve bu durumun nedeni olarak uzun yıllar boyunca yüksek düzeyde kirliliğe maruz kalması gösterilmişti. 2020 yılında Ella, Birleşik Krallık’ta hava kirliliği nedeniyle ölümünün neden olarak belirtildiği ilk kişi oldu.
Annesi, Ulez’in uygulandığı ilk adımların “kesinlikle değerli olduğunu” vurgularken, aynı zamanda daha fazla adımın hala atılması gerektiğini belirtti.
Londra, Ulez’den bu yana nitrojen dioksit seviyelerinde önemli bir ilerleme kaydetti. Başkent, 2024 yılında ilk kez hükümetin belirlediği yıllık NO₂ limitine ulaştı, ancak bazı ölçüm istasyonlarında hala daha yüksek seviyeler kaydediliyor ve Birleşik Krallık’taki limitler, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerlerden hala daha düşük.
Ulez politikası, özellikle eski ve daha fazla kirleten araçları kullanan sürücüler için günlük 12.50 sterlinlik ücret nedeniyle siyasi olarak tartışmalı bir konu olmuştur. Eleştirmenler, bu ücretin düşük gelirli haneler ve işletmeler üzerinde orantısız bir yük oluşturabileceğini savunmaktadır.
Bu tartışmalara rağmen, kirlilik seviyelerinde yaşanan düşüşlere dair kanıtlar giderek daha fazla hale geliyor. Belediye yetkililerine göre, Ulez’in uygulanmasıyla birlikte Londra genelindeki nitrojen dioksit seviyeleri %27 oranında azalırken, nüfusun maruz kaldığı PM2.5 (solunum yolu ve kana karışabilen ince parçacıklar) oranı ise %41 oranında düşüş göstermiştir. Bu geniş kapsamlı düşüşlerin sadece Ulez’e değil, aynı dönemde uygulanan diğer hava kirliliği önleme politikalarına da bağlı olduğu belirtilmelidir.
En büyük iyileşmeler genellikle yoğun trafikli yolların yakınında bulunan ve geçmişte en çok kirliliğe maruz kalan topluluklarda yaşanmıştır. Belediye yetkililerine göre, bu topluluklardaki insanların %80’inin Ulez olmasaydı daha yüksek seviyelerde kirliliğe maruz kalacağı tahmin edilmektedir.
Hastanelere başvuru oranları ve çocukların akciğer sağlığı gibi diğer sağlık etkileriyle ilgili veriler de ortaya çıkmaya başlamıştır. Örneğin, 2026 yılında Imperial College London tarafından yapılan bir çalışmada, daha önce uygulanan T-Charge ve Ulez’in kardiyovasküler sorunlar ve genel olarak hastaneye yatış oranlarında önemli düşüşlere yol açtığı bulunmuştur, ancak solunum yoluyla ilgili hastaneye yatışlarda istatistiksel olarak anlamlı bir azalma tespit edilmemiştir.
Genel olarak, bu veriler, Londra’nın daha temiz havasının sadece ölçüm istasyonlarında değil, aynı zamanda insanların sağlığında da olumlu etkiler yaratmaya başladığını göstermektedir.
“Trafik kirliliği şehirlerde çocukların sağlığını ve gelişimini olumsuz etkilemektedir” diyen Prof. Griffiths, “Bu, trafik kaynaklı kirliliğin nasıl önlenebileceğine dair en güçlü kanıtları sunmaktadır. İddialı temiz hava bölgelerinin, trafikle ilgili hava kirliliği sorunlarının olduğu şehirler için bir öncelik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Bir yanıt yazın